Avrupa ekonomilerinin karşı karşıya kaldığı giderek tırmanan mali baskılar ve borcun sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik politika tercihleri, pazartesi günü Kıbrıs Merkez Bankası Konferans Salonu’nda Kıbrıs Ekonomi Topluluğu tarafından düzenlenen etkinlikte masaya yatırıldı.
“Avrupa Karşılayamadıklarını Nasıl Ödeyecek?” başlıklı toplantının açılış konuşmasını yapan Uluslararası Para Fonu (IMF) Kıbrıs Misyon Şefi Alex Pienkowski, Avrupa ülkelerini bekleyen zorlukları kamu borcunun izleyeceği yukarı yönlü seyir çerçevesinde değerlendirdi
Derinleşen baskılar, daralan mali alan
-------------------
Pienkowski, Avrupa hükûmetlerinin belirsizliğin tırmandığı ve yapısal bir dönüşümün yaşandığı mevcut ortamda, gittikçe genişleyen bir harcama baskısı dalgasıyla yüzleştiğine dikkat çekti. Bunun başlıca sebepleri arasında savunma harcamalarındaki yükseliş, enerji güvenliği ihtiyacı, yeşil dönüşüm yatırımları ve sağlık ile emeklilik sistemleri üzerindeki yükü ağırlaştıran nüfus yaşlanması sıralandı.
Analizine göre bahse konu baskılar, 2040 yılına varıldığında kamu harcamalarını Gayrisafi Yurt İçi Hasıla GSYİH’nin yüzde 4,5 ila 5,5’i kadar artırabilecek ve tüm bunların nasıl finanse edileceği sorusunu gündemin üst sıralarına taşıyacak.
Pienkowski’nin vurguladığı üzere, düşük faiz dönemi kapandığı için borçlanmaya yüklenmek kolay bir çare olmadığı gibi, vergi gelirlerinin hâlihazırda tarihin en yüksek seviyelerinde seyrettiği bir noktada vergi artışına gitmek de pekâlâ basit bir seçenek değil.
Mevcut politikaların değişmeden sürdüğü ve bir IMF tahmini olmadığının altını çizdiği varsayımsal bir senaryoya göre, kamu borcu kontrolden çıkarak 2040’a kadar ikiye katlanabilir ve GSYİH’nin yaklaşık yüzde 130’una ulaşabilir.
Bu bağlamda IMF’nin “borç çapası” kavramını katılımcılarla paylaşan Pienkowski, “Tahminlerimize göre ortalama borç hedefi GSYİH’nin yüzde 90’ı civarında; yaklaşık yüzde 105’lik bir üst sınır ve bunun yüzde 15 altında da bir güvenlik tamponu bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Bu seviyenin Avrupa Birliği (AB) mali kurallarındaki yüzde 60 eşiğinin oldukça ötesinde olduğunu söyleyen yetkili, aradaki farkın ekonomilerin son yıllarda artan borç taşıma kapasitesini yansıttığını belirtti.
Pienkowski, patlamaya hazır bir borç sarmalından kurtulup sürdürülebilir bir rotaya girmek için üç sacayağına oturan bir politika çerçevesi önerdi: Büyümeyi körükleyip harcamaları frenleyecek yapısal reformlar, orta vadeli mali konsolidasyon ve gerekli hâllerde devletin rolü ile kamu hizmetlerinin kapsamının yeniden ele alınması.
Reformların işlevi
------------
Pienkowski bilhassa yapısal reformların altını çizerek, bunların büyümeyi destekleyip harcama verimliliğini artırarak kamu maliyesi üzerindeki yükü ciddi ölçüde hafifletebileceğini dile getirdi.
Paylaşılan senaryolar ışığında, iddialı bir reform gündeminin kamu borcundaki yükselişi büyük ölçüde sınırlayabileceği öngörülüyor. Gelgelelim Pienkowski, “Reformlar tek başına yetmez” uyarısında bulunarak bunların mutlaka bir mali uyum süreciyle desteklenmesi gerektiğini ısrarla vurguladı.
Aşırı yüksek borca sahip ülkeler içinse sürecin daha sancılı olabileceğine işaret eden deneyimli ekonomist, buralarda kamu ile özel sektör arasındaki rol dağılımının dahi yeniden sorgulanması gerekebileceğini ekledi.
Kıbrıs ne yapmalı?
Sunumu tüm Avrupa ekonomilerine ışık tutsa da Kıbrıs’a ayrı bir parantez açan Pienkowski, IMF’nin ülke hakkındaki 4. madde raporunun gelecek Pazartesi günü yayımlanacağını hatırlatarak Kıbrıs’ı yapısal reformlarla mali konsolidasyonu harmanlamanın başarılı bir numunesi olarak selamladı.
Kıbrıs’ın kamu borcunun 2014’te GSYİH’nin yüzde 110’u seviyesinden 2025’te yaklaşık yüzde 55’e gerilemesini Avrupa çapında “kayda değer bir başarı” şeklinde niteleyen Pienkowski, bu tablonun mali disiplin ile büyüme odaklı politikalar bir araya geldiğinde kamu maliyesinde ne denli bir iyileşme sağlanabileceğini gözler önüne serdiğini ve diğer ülkelere ibretlik dersler sunduğunu aktardı.
Beraberinde getirdiği uyarıyı da ihmal etmeyen IMF yetkilisi, nüfus yaşlanması ve enerji kırılganlıkları başta olmak üzere Kıbrıs’ın da Avrupa’nın kalanıyla ortak sınamalarla karşı karşıya bulunduğunu vurguladı ve uzun vadeli ekonomik direnci kuvvetlendirmek adına altyapı yatırımlarının yanı sıra reformlara kesintisiz devam edilmesinin elzem olduğunun altını çizdi.
Sözlerini Avrupa mali entegrasyonunun derinleştirilmesinin ve yargı sistemi gibi alanlarda ülkenin rekabet gücünü perçinleyecek reformların sürdürülmesinin taşıdığı hayati öneme işaret ederek tamamladı.
KHA/NST/MHY/2026
Kıbrıs Haber Ajansı