Çarşamba günü Lefkoşa’da, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Kıbrıs Dönem Başkanlığı kapsamında düzenlenen gayriresmî Enerji Bakanları Toplantısı’nda, Romanya, Yunanistan, Kıbrıs ve Polonya gibi ülkelerdeki yerli doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesinin, AB’nin enerji güvenliği ve kaynak çeşitlendirme hedeflerine nasıl stratejik katkı sağlayabileceği ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanı Michael Damianos, basın toplantısında yaptığı açıklamada bu değerlendirmeyi paylaşırken, 2030 sonrasında söz konusu altyapının AB’nin iklim ve temiz enerji hedefleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa Enerji ve Konut Komiseri Dan Jørgensen ise Avrupa’nın bir “enerji krizi”nden ziyade fosil yakıtlardan kaynaklanan bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, fosil yakıtlardan çıkış ve enerji verimliliğini artırma yönündeki çabaların hızlandırılması, hatta iki katına çıkarılması gerektiğini söyledi. Bir gazetecinin, Akdeniz’de daha geniş ölçekli doğal gaz arama faaliyetlerine yönelik ilginin arttığını ve Komisyon’un bu tür sondajları kolaylaştırmaya hazır olup olmadığını sorması üzerine Jørgensen bu soruya yanıt vermedi.

Kıbrıs’ın doğal gaz ihracat projelerindeki son durumla ilgili soruları yanıtlayan Damianos, en eski ve en büyük keşif olan Aphrodite sahasında çalışmaların planlandığı şekilde ilerlediğini kaydetti. Chevron’un

2027

----

2027 Ocak ayına kadar FEED çalışmalarını sürdüreceğini, nihai yatırım kararının da bunu izleyen altı ay içinde alınmasının beklendiğini belirten Damianos, ilk gaz akışının 2030-2031 döneminde gerçekleşeceğini ve gazın boru hattıyla Mısır’a taşınacağını belirtti.

Damianos, ENI-Total konsorsiyumuna ait Kronos keşfinde ise ticari, hukuki ve teknik koşullara ilişkin görüşmelerde son aşamaya gelindiğini ifade etti. Bu sahadan çıkarılacak gazın Zohr üzerinden Mısır’a, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılmasının hedeflendiğini belirten Bakan, önümüzdeki bir ila iki hafta içinde anlaşmaya varılması hâlinde Avrupa için ilk gaz akışının 2027 sonu ya da 2028’in ilk yarısında mümkün olabileceğini dile getirdi. Bunun Kıbrıs, iki büyük Avrupalı şirket, Mısır ve Avrupa açısından son derece olumlu bir gelişme olacağını da sözlerine ekledi.

Exxon’un keşiflerine ilişkin değerlendirmesinde ise çalışmaların plan ve takvime uygun ilerlediğini belirten Damianos, özellikle inşaat ayağında teknik açıdan hâlâ önemli işler bulunduğunu, bu nedenle ilk gaz için en erken tarihin 2033 olduğunu söyledi. Kıbrıs’ın önemli kaynaklara sahip olduğunu vurgulayan Bakan, Kronos için anlaşma sağlanması hâlinde yaklaşık iki yıl içinde Avrupa’ya LNG tedarik edilebileceğini belirtti. Doğal gazın, Avrupa’nın hidrojen temelli dönüşüm sürecinde bir geçiş yakıtı olarak kullanılmaya devam edeceğini ifade eden Damianos, AB’nin 2040’a kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 90 azaltma hedefi doğrultusunda ilerlemesi gerektiğini, ancak Birlik içinde fosil yakıt üretiminin sürmesinin dış fiyat şoklarına karşı hazırlığı güçlendirdiğini söyledi.

Avrupa’nın enerji güvenliği

-----------------

Toplantının sonuçlarını değerlendiren Damianos, bugünkü istişarenin Kıbrıs Dönem Başkanlığı’nın temel hedefi olan ekonomik açıdan rekabetçi, yüksek dirençli ve stratejik özerkliğe sahip bir Avrupa Birliği vizyonuyla uyumlu olduğunu belirtti. Koordineli eylem ve elektrik bağlantılarının hızla geliştirilmesinin, AB’nin ithal fosil yakıtlara bağımlılığından doğan riskleri azaltmak ve uzun vadeli enerji güvenliğini sağlamak açısından hayati önem taşıdığını söyledi. Bu çerçevede, Konsey’de Komisyon’un AccelerateEU girişimi üzerine kapsamlı görüş alışverişinde bulunulduğunu aktardı.

Damianos, mevcut jeopolitik gelişmelerin, ithal fosil yakıtlara bağımlılığın hem ekonomik hem de güvenlik açısından ciddi riskler doğurduğunu; bunun da haneler ve sanayi üzerinde ani fiyat şoklarıyla kendini gösterdiğini ifade etti. Bakanların, koordinasyonun güçlendirilmesi, tüketicilerin korunması ve elektrifikasyonun hızlandırılması için beş stratejik başlığın uygulanmasını ele aldığını belirten Damianos, bu önlemlerin üye devletlerce hızlı ve eşgüdümlü biçimde hayata geçirilmesinin parçalı tepkileri önlemek ve uzun vadeli dayanıklılığı artırmak açısından kritik olduğunu söyledi.

Elektrik depolama kapasitesinin artırılmasının da toplantının önemli başlıklarından biri olduğunu kaydeden Damianos, bunun hem şebeke istikrarını sağlamak hem de enerji fiyatlarını düşürüp istikrara kavuşturmak için fosil dışı esneklik sağlayan temel bir araç olduğunu belirtti. 2050’ye kadar iklim nötr bir ekonomiye geçişin büyük ölçekli bir dönüşüm gerektirdiğini ifade eden Bakan, karmaşık idari süreçler gibi mevcut engellerin kaldırılması ve stratejik bileşenler için daha dirençli bir AB tedarik zinciri kurulması amacıyla sınır ötesi koordinasyonun güçlendirilmesi üzerinde durduklarını aktardı.

Damianos, değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının düşük karbonlu baz yük ve farklı depolama çözümleriyle daha iyi senkronize edilmesi sayesinde daha esnek ve gerçek anlamda bütünleşmiş bir Enerji Birliği kurulabileceğini söyledi. Lityum-iyon bataryalardan pompalı hidroelektrik sistemlere ve termal kum depolamaya kadar farklı teknolojilerin bu süreçte rol oynayacağını belirten Bakan, bunun hem halka hem iş dünyasına hem de sanayiye daha uygun fiyatlı enerji sunarak Avrupa’nın rekabetçiliğini güçlendireceğini vurguladı.

Öngörülebilir bir enerji güvenliği rotasının, yerli kaynakların geliştirilmesiyle hidrojene hazır geçişe yönelik net taahhütler arasında doğru dengeyi kurmayı gerektirdiğini belirten Damianos, çalışma yemeğinde bakanların özellikle 2030 sonrası dönemde doğal gazın rolünü değerlendirdiğini söyledi. Avrupa’nın küresel LNG piyasasındaki dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki istikrarsızlığın yarattığı oynaklıkla karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Bakan, Romanya’daki Neptun Deep projesi, Yunanistan ve Kıbrıs’taki deniz üstü arama faaliyetleri ile Polonya’nın Baltık kıyısındaki keşiflerinin güvenlik ve çeşitlendirme hedeflerine nasıl katkı sağlayabileceğinin masaya yatırıldığını anlattı. Bununla birlikte, 2030 sonrasına ilişkin tüm altyapının iklim ve temiz enerji hedefleri ışığında değerlendirilmesi gerektiğini yineledi.

Kısa vadeli kriz tepkilerinin uzun vadeli yapısal hedeflerle uyumlu hâle getirilmesi gerektiğini vurgulayan Damianos, Avrupa enerji sisteminin vatandaşlar, işletmeler ve sanayi için istikrarlı, dirençli ve uygun maliyetli kalmasının buna bağlı olduğunu söyledi. AB’nin başarısının, bu üst düzey politika tartışmalarını ne kadar hızlı somut sınır ötesi projelere ve daha güçlü operasyonel iş birliğine dönüştürebileceğine bağlı olduğunu da sözlerine ekledi. Kıbrıs Dönem Başkanlığı süresince depolama ve altyapıya yönelik gerekli yatırımların hızlandırılmasına odaklandıklarını belirten Bakan, böylece mevcut kapasite ile uzun vadeli iklim ve enerji hedefleri arasındaki boşluğun kapatılmasının amaçlandığını ifade etti.

Jørgensen’in mesajı

--------------

Avrupa Enerji ve Konut Komiseri Dan Jørgensen, Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasından bu yana AB’nin normal koşullara kıyasla 35 milyar avro daha fazla ödeme yaptığını, ancak buna rağmen ek enerji temin edemediğini söyledi. Bunun bir enerji krizinden ziyade fosil yakıt krizine işaret ettiğini belirten Jørgensen, Avrupa’nın 2022’ye göre bugün daha hazırlıklı olduğunu; çünkü sistemde daha fazla yenilenebilir kaynak bulunduğunu, tedarikçilerin çeşitlendiğini ve verimliliğin arttığını kaydetti. Buna rağmen Avrupa’nın hâlâ son derece kırılgan olduğunu, küresel piyasalarda fiyatlar yükseldiğinde ağır darbe aldığını vurguladı.

Jørgensen, fosil yakıtlardan uzaklaşma ve enerji verimliliğini artırma yönündeki çabaların hızlandırılması ve iki katına çıkarılması gerektiğini söyledi. Sanayiye ve vatandaşlara yönelik kısa vadeli desteklerin gerekli olabileceğini belirten Komiser, ancak bu desteklerin hedefli ve geçici olması gerektiğini, aksi takdirde uzun vadeli stratejinin zayıflayabileceğini ifade etti.

Hazirandaki bir sonraki Konsey toplantısında önemli kararların gündeme geleceğini belirten Jørgensen, birkaç ay önce önerdiği şebeke paketinin artık her zamankinden daha gerekli hâle geldiğini söyledi. Avrupa’da şebeke altyapısının daha iyi planlanmasına, daha güçlü bağlantılara ve yenilenebilir enerjinin ihtiyaç duyulan hız ve ölçekte devreye alınabilmesine imkân verecek bir sisteme ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

AB’nin izin süreçlerini de köklü biçimde değiştirmesi gerektiğini söyleyen Jørgensen, bugün yeni bir yenilenebilir enerji ya da altyapı modernizasyon projesi için izin almanın beş yılı, bazı durumlarda ise on yılı bulabildiğini ifade etti. Bu sürenin kabul edilemez derecede uzun olduğunu belirten Komiser, izinlerin temelinden kısaltılması, maliyet paylaşımı kurallarının iyileştirilmesi ve yerel toplulukların sürece daha fazla dâhil edilmesi gerektiğini kaydetti.

Gaz ithalatçısı ülkeler bakımından metan düzenlemesinin askıya alınıp alınmayacağı sorusuna ise Jørgensen, Komisyon’un bu düzenlemeye güçlü biçimde bağlı olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Metan düzenlemesinin emisyonları hızla azaltmak için eldeki en iddialı araçlardan biri olduğunu belirten Komiser, yüksek yakıt fiyatları ve arz sıkıntılarının zamanla geçebileceğini, ancak iklim krizinin kalıcı bir tehdit olduğunu vurguladı. Bu nedenle rotayı koruyacaklarını, ancak uygulamada mümkün olduğunca pragmatik davranacaklarını söyledi.

AB’nin Rusya’nın gölge filosuna yönelik mücadelesinin yakıt fiyatlarındaki artışla bağlantılı olup olmadığı sorusuna da değinen Jørgensen, yaptırımların savaşın başından bu yana yürürlükte olduğunu ve bu alandaki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

Jet yakıtı arzı

---------

AB’nin bu ay talebi karşılayacak yeterli jet yakıtı arzına sahip olup olmadığı sorusuna yanıt veren Jørgensen, Komisyon’un ne kadar jet yakıtı bulunduğu, ne kadar ithal ve ihraç edildiği, piyasadaki aktörlerin kimler olduğu ve muhtemel arz güvenliği sorunlarının nasıl yönetileceği konusunda genel bir tablo oluşturmak amacıyla bir gözlem mekanizması kurduğunu söyledi.

Komiser, çok kısa vadede ciddi bir arz güvenliği sorunu beklemediklerini, ancak uzun vadede böyle bir riskin tamamen dışlanamayacağını belirtti. Bunun büyük ölçüde Orta Doğu’daki gelişmelere ve piyasaların, özellikle de havayolu şirketlerinin vereceği tepkiye bağlı olduğunu ifade eden Jørgensen, bazı hava yolu şirketlerinin şimdiden uçuş iptallerine başladığını hatırlattı. Durumu izlemeyi sürdüreceklerini vurgulayan Komiser, arz güvenliği sorunu ortaya çıkması hâlinde üye devletlerle birlikte en uygun yanıtı geliştirmeye hazır olduklarını söyledi.

KHA/MC/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı