Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, cuma günü Baf’ta toplanan “AB’nin Ada ve Kıyı Topluluklarının Güçlendirilmesi” başlıklı Yüksek Düzeyli Konferans’ta Avrupa Komisyonu’nun merakla beklenen iki stratejisini birden duyurdu: Ada Stratejisi ve Dirençli, Müreffeh ve Sürdürülebilir Kıyı Alanları Stratejisi. Christodoulides, her iki belgeyi haziran ayındaki Avrupa Birliği (AB) Zirvesi’nin sonuç bildirgesine dayandırarak “Kıbrıs’ın Dönem Başkanlığı tamamlanırken bayrağı ada üyesi bir devletten diğerine, İrlandalı ortaklarımıza devrediyoruz. Avrupa’nın ada ve kıyı topluluklarının geleceğine odaklanmak için bundan daha doğru bir zaman olamaz” dedi.

Doğduğu kent olan Baf’ın bu buluşma için simgesel bir anlam taşıdığını dile getiren Christodoulides, “Baf, bugün sunduğumuz iki stratejinin ruhunu fiziksel olarak hissettiren bir yer: Kıyı ve ada topluluklarının olağanüstü potansiyelini ama aynı zamanda gelişmek için ihtiyaç duydukları araçlarla, yatırımla ve dayanıklılıkla donatılmaları gereğini göz önüne seriyor” diye konuştu. Cumhurbaşkanı, adaların ve kıyı kesimlerinin karşılaştığı güçlüklerin fırsata dönüşebilmesi için etkin biçimde desteklenmeleri gerektiğini vurguladı; bu çabanın AB’nin hem toplumsal uyum hem de rekabetçilik hedefleriyle iç içe yürüdüğünü, uyum ile rekabetçiliğin aynı madalyonun iki yüzü olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Dönem Başkanlığı’nın bütün öncelikli başlıklarda elle tutulur, ölçülebilir ve anlamlı sonuçlar ortaya koyduğuna dikkat çeken Christodoulides, “daha özerk, dünyaya açık bir Birlik vizyonu” ekseninde ilerlediklerini belirtti. Yeni uzun vadeli AB bütçesi, Birliğin rekabet gücü, genişleme başlıkları gibi hayli zorlu yasama dosyalarının yanı sıra eğitim, sağlık, çalışan hakları ve hava yolcu hakları gibi her Avrupalının gündelik hayatına dokunan meselelerin Kıbrıs tarafından göğüslendiğini ve müzakere edildiğini aktardı. “Sadece 181 günde ülkemin ve halkımın başardıklarıyla gurur duyuyorum” diyen Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Dönem Başkanlığının savunma ve güvenlikten rekabetçiliğe, enerjiden sağlığa uzanan geniş bir yelpazede, Birliğin stratejik özerkliğini kâğıt üzerinde tartışılan bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir çerçeveye kavuşturduğunu söyledi.

Christodoulides değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bugün Kıbrıs Dönem Başkanlığı sembolik olarak kapanırken aynı ölçüde sembolik bir açılış yapıyoruz. AB’nin güneydoğu ucunda, adamızda, Avrupa Komisyonu’nun hayati iki stratejik inisiyatifini masaya koyuyoruz. Bunlar, haziran ayındaki AB Zirvesi sonuç bildirgesinde de adı özellikle anılan Ada Stratejisi ve Dirençli, Müreffeh ve Sürdürülebilir Kıyı Alanları Stratejisi.” Bu stratejilerin, ada ve kıyı alanlarına ilk kez bütüncül ve tutarlı bir çerçeve kazandırdığını belirtti.

Rakamlarla tablo çizen Cumhurbaşkanı, AB genelinde 4 binden fazla meskûn adada 17 milyon, yaklaşık 70 bin kilometre kıyı şeridinde ise 95 milyon kişinin yaşadığını, 17 üye devletin ada bölgelerine, 22’sinin ise kıyı alanlarına sahip olduğunu hatırlattı. Kuzeyde İsveç ve Finlandiya’dan güneyde İspanya ile İtalya’ya, batıda Portekiz’den doğuda Yunanistan’a uzanan bu coğrafi yelpazenin sadece Avrupa denizlerinin ve kıyılarının zengin çeşitliliğini değil, aynı zamanda söz konusu bölgelerin ekonomik uyum, gıda güvencesi, çevre koruma, dayanıklılık ve Birlik güvenliği açısından taşıdığı stratejik önemi de yansıttığını kaydetti. Christodoulides, kuzeybatı ekseninde İrlanda’nın Avrupa deniz coğrafyasının amblematik bir referans noktası olduğunu, Akdeniz’de ise Malta ve Kıbrıs’ın Birliğin güney sınırlarındaki ada karakterini öne çıkardığını dile getirdi.

Ada ve kıyı topluluklarında hayat sürmenin benzersiz doğal zenginlik, biyolojik çeşitlilik ve kendine özgü kültürel kimlik sunan bir ayrıcalık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, öte yandan bu bölgelerin bağlantı sorunları, iklim değişikliği, enerji ve su güvencesi, deniz seviyesi yükselişi, kıyı erozyonu ve canlı yerel dokunun korunması gibi gerçek ve gündelik sıkıntılarla yüzleştiğine dikkat çekti. Bu sıkıntıların, özellikle ada üyesi devletlerde pazarlara erişimden rekabetçiliğe, turizmden balıkçılığa, su ürünleri yetiştiriciliğinden su kaynaklarına, altyapıdan yerel halkın gündelik hayatına kadar çok sayıda alanda doğrudan sonuç ürettiğini ifade etti.

Bugün duyurulan stratejilerin tüm bu meselelere yatay ve bütüncül bir yanıt yolunda somut bir adım olduğunu belirten Christodoulides, hedefin “üye devletlerin farklılıklarını kabul eden, Avrupa politikaları ve fonlarını bütün bölgelerin kendine has ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getiren, daha dengeli ve dayanıklı bir Avrupa” inşa etmek olduğunu söyledi. Stratejilerin ulusal gündem ve hükûmetin öncelikleriyle tam örtüştüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı, buna örnek olarak Mavi Ekonomi çerçevesinde deniz yetiştiriciliğinde son 15 yılda yakalanan yıllık ortalama yüzde 4 ila 5 büyüme temposunu, bunun kıyı bölgelerindeki ekonomik canlılığa ve istihdama sağladığı katkıyı gösterdi.

Enerji cephesinde ise AB Uyum Politikası eş finansmanıyla elektrik şebekesinin modernizasyonu ve dijitalleşmesi için 150 milyon avroyu aşan yatırımlar yapıldığını hatırlatan Christodoulides, akıllı yönetim sistemleri, yeni enerji altyapıları ve depolama çözümleri sayesinde ülkenin enerji güvencesinin pekiştiğini, yenilenebilir kaynakların yaygınlaştığını ve enerji sisteminin daha dayanıklı, daha güvenilir hâle geldiğini anlattı. Kıbrıs gibi enerji sistemi açısından izole bir ada devleti için bu tür yatırımların yeşil dönüşüm, rekabetçilik ve gerek ülkenin gerekse Avrupa’nın stratejik özerkliği açısından olmazsa olmaz nitelik taşıdığını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Christodoulides konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Bu alanları koruyup destekleyerek aslında Avrupa Birliği’nin tamamına katkı sağlıyoruz. Rekabetçi, müreffeh, güvenli ve güçlü bir Avrupa; herkesi kucaklayan bir değerler Birliği; dünyaya açık, stratejik özerkliğe sahip bir Birlik vizyonuna her zamankinden daha fazla yaklaşıyoruz. Altı ay önce Kıbrıs Dönem Başkanlığı’na işte bu vizyonla başlamıştık, bugün de aynı vizyonla tamamlıyoruz.”

KHA/NST/2026 

Kıbrıs Haber Ajansı