Su İnkişaf  Dairesi (TAY) Sulama Projeleri İşletme ve Bakım Hizmetleri İcra Mühendisi Alexios Frangeskou, Baf kazasındaki barajların bu yılki doluluk tablosunun 2025’in aynı dönemine kıyasla belirgin bir iyileşme gösterdiğini açıkladı. Kıbrıs Haber Ajansına (KHA) konuşan Frangeskou, ana barajlardaki toplam su rezervinin yaklaşık 43,3 milyon metreküpe ulaştığını, ancak uzun süreli kuraklık ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle Dairenin temkinli ve çok yıllı planlama anlayışını sürdürdüğünü belirtti.

7 Eylül 2026 verilerine göre, Büyük Baf Sulama Projesi kapsamındaki Asprokremmos, Kannaviou ve Mavrokolympos barajlarında yaklaşık 30,9 milyon metreküp su depolanmış durumda. Bu miktar yüzde 39,2’lik bir doluluk oranına karşılık gelirken, geçen yılın aynı döneminde bu rakam yalnızca 9,4 milyon metreküp seviyesindeydi.

Benzer şekilde Chrysochou Sulama Projesi barajlarında (Evretou, Argaka, Pomos ve Agia Marina) su rezervi yaklaşık 12,4 milyon metreküpe ve yüzde 42,5 doluluğa ulaştı. Söz konusu barajlarda 2025 yılında sadece 3,8 milyon metreküp su bulunuyordu.

Frangeskou, bu iyileşmeyi 2025-2026 hidroloji yılında barajlara kaydedilen artan su girişlerine bağladı. Olumlu gelişmeye rağmen rehavete kapılacak bir durum olmadığını belirten mühendis, su kaynakları yönetiminin birden fazla yılı kapsayan bir perspektifle sürdürüldüğünü vurguladı.

Tarımsal sulama konusuna değinen Frangeskou, 2026 yılı için çiftçilere yönelik ilave kısıtlayıcı önlemler getirilmesine gerek görülmediğini ifade etti.

Kalıcı plantasyonların ve seraların yaşamsal su ihtiyaçlarının büyük ölçüde karşılandığını belirten Frangeskou, profesyonel üreticilerin mevsimlik ekimleri için de ilave su tahsis edildiğini aktardı. İlkbaharda kaydedilen faydalı yağışların ve münferit yaz yağmurlarının sulama ihtiyacını azaltarak belirleyici rol oynadığını söyledi.

Su dağıtımında temel önceliğin içme suyu güvenliğini sağlamak, ardından sulama talebini karşılamak olduğunu açıklayan Frangeskou, taşan baraj sularının verimli biçimde değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Argaka, Pomos ve Agia Marina barajlarının taştığı bölgelerde üreticilere sağlanan ilave suyun, çiftçilerin yıllık onaylı kotalarına dâhil edilmediği ve böylece tarımsal üretime önemli katkı sağlandığı belirtildi.

Kuraklığın artık istisnai veya nadir görülen bir olay olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Frangeskou; artan kurak dönemlerin, yağışlardaki düzensizliğin ve yüksek sıcaklıkların Kıbrıs ve Doğu Akdeniz genelinde yeni bir iklim gerçeği oluşturduğunu kaydetti. Bu nedenle su yönetiminin her yıl iyi bir yağış dönemi beklentisine dayandırılamayacağını, peş peşe gelebilecek kurak yılların hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Bu doğrultuda TAY’ın çok yıllı planlama uyguladığını, desalinasyon (deniz suyu arıtma) ve geri kazanılmış suyun yeniden kullanımı gibi geleneksel olmayan kaynakları güçlendirdiğini belirten Frangeskou, Baf kazasında içme suyu için yılda tahsis edilen 20 milyon metreküp suyun yaklaşık yarısının artık arıtma tesislerinden sağlandığını bildirdi.

Tarımda geri kazanılmış suyun kullanımının da büyük önem taşıdığını kaydeden Frangeskou, 2026 yılında Baf kazasındaki tarımsal faaliyetler için yaklaşık 5 milyon metreküp geri kazanılmış su tahsis edildiğini, bu sayede barajlardan ilave su çekilmesinin önüne geçildiğini açıkladı.

Baf’ın su yeterliliğinin yalnızca baraj rezervleriyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Frangeskou; barajlar, desalinasyon ve geri kazanılmış suyun birleşik kullanımının su sistemini geçmişe kıyasla çok daha dirençli kıldığını ve mevcut veriler ışığında bir su yetersizliği riskinin öngörülmediğini dile getirdi.

KHA/KC/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı