İçişleri Bakanı Konstantinos Ioannou, cuma günü Lefkoşa'da düzenlenen ve yedi AB ülkesinin katıldığı "Göç ve Suriye Dinamikleri" konulu Bakanlar Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Suriye'deki bölgelerin statüsünün yeniden değerlendirilmesine yönelik girişimi konusunda görüş birliğinin sağlandığını açıkladı.

Ioannou, 13 yıl sonra Suriye'deki koşulların değiştiğini ve AB olarak "Suriye'deki mevcut gerçeklikleri değerlendirecek ve dolayısıyla tutumumuzu yeniden belirleyecek uygun yolları bulmamız gerektiğini" belirtti.

Ioannou, Suriye'deki durumun karmaşıklığının ve ülkenin istikrarının henüz tam olarak sağlanmamış olmasının göz ardı edilmediğini belirterek, insanların Suriye'ye geri dönmelerine izin verecek koşulların oluşturulması için gerekli tüm önlemlerin alınması sürecini hızlandırmamız gerektiği konusunda da hemfikir olunduğunu söyledi.

Bakan, "Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Suriye makamlarıyla iletişim kanalı açtı ve bu nedenle Avrupa Birliği olarak, Suriyelilerin korunmalarını ve Uluslararası Hukuk ve Avrupa Yönergelerine saygı gösterilerek güvenli, gönüllü geri dönüşlerini sağlayacak çabaları desteklemeliyiz. Bugünkü toplantının sonucu, üye devletlerden oluşan bir grubun bu yönde baskı yapma imkanı bulmasıdır," dedi.

Ioannou, Komisyon'un yasal göçü teşvik etme ve ulusal işgücü piyasalarının ihtiyaçlarını karşılamak için üçüncü ülkelerden nitelikli işgücü çekme girişiminin öneminin de tartışıldığını belirtti ve bu politikanın başarılı bir şekilde uygulanmasının hem sosyal uyumun korunması hem de ülkelerimizin ekonomik istikrarının sağlanması açısından yararlı olacağını ekledi.

Lübnan'daki durum hakkında ise, İsrail ve Hamas arasındaki çatışmanın yarattığı istikrarsız koşullar ve çatışmanın bölgede tırmanma ve genişleme riski göz önüne alındığında, Lübnan'ın desteklenmesinin zorunlu olduğunu ve Komisyon'un yakında Lübnan ile Mısır ve daha önce Tunus ile yaptığı gibi bir anlaşma yapmasının beklendiğini ifade etti.

Ioannou, göçmenlerin organize suç grupları tarafından sömürülmesinin ve insan kaçakçılığının göç sorununun belki de en trajik yönü olduğunu belirterek "bu sekiz ülke grubu, insan kaçakçılığı şebekeleriyle koordineli mücadele amacıyla Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle işbirliklerini teşvik etme çabasını desteklemektedir," dedi.

Ioannou, bugünkü toplantının, Avrupa Birliği'nin yaklaşımını Avrupa toplumlarının yararına olacak şekilde yeniden gözden geçirmek amacıyla ilgili Avrupa organlarında endişelerimizin daha fazla tartışılmasına vesile olacağından emin olduğunu ifade etti.

Suriye'deki bölgelerin statüsünün kaldırılması konusunun ne kadar yakın olduğu ve ülkenin statüsü konusunda tek taraflı bir karar alma düşüncesinin terk edilip edilmediği sorusuna yanıt olarak, kesinlikle tek taraflı bir karar aşamasında olmadıklarını hatırlatarak, verilerin değerlendirildiğini kaydetti.

Ioannou, önemli olanın herkesin bugün Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde, gönüllü olarak geri dönmesini sağlamak için süreçlerin hızlandırılması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu belirtti. Sahadaki verilerin değiştiğini ve yeniden değerlendirme tartışmasının başlaması gerektiğini ekledi.

"Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile zaten bir tartışma var ve onlar uygun ekonomik destek ve güvenli kalma koşulları sağlanması gerektiğini düşünüyorlar ve bu yönde baskı yapacağız."

Ioannou, konunun dış boyutunu bir kez daha vurgulayarak, üçüncü ülkelerin ve özellikle Lübnan'ın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Polonya'nın Lübnan'daki programlara ek yardım ve destek sağlayacağını duyurduğunu ve bu ülkenin göç akışlarını sınırlama kapasitesinin artırılacağını belirtti.

Başka bir soruya yanıt olarak, Lübnan'daki durumun daha da kötüleşme olasılığı olduğunu ve Kıbrıs'ın geçen yazdan bu yana Lübnan'ın çökmesi durumunda ilk olarak Kıbrıs, ardından da AB'nin geri kalanı için yıkıcı sonuçlar doğuracağı konusunda uyardığını belirtti ve bu nedenle Lübnan'ın desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Ioannou, üçüncü ülkelerle geri dönüş anlaşmalarının artırılması gerektiğini belirtti ve Kıbrıs'ın diğer 15 ülke ile birlikte imzaladığı bir mektupta da bu konunun yer aldığını belirten Bakan, Kıbrıs'ın girişimiyle AB'nin varmış olduğu anlaşmanın çok önemli olduğunu, ancak Türkiye'ye göç yönetimi için verilen paranın Lübnan'a verilenden çok daha fazla olduğunu göz önünde bulundurursak daha fazlasına ihtiyaç olduğunu yineledi.

Bugün bazı kararlar alındığını ve anlaşmaların uygulanması için teknik düzeyde hayata geçirileceğini kaydeden Bakan, başka bir soruya yanıt olarak, gönüllü geri dönüşlerin zorunlu hale gelip gelmeyeceği sorusuna yanıt olarak, ilk aşamada gönüllü geri dönüşlerden bahsettiklerini çünkü zorunlu geri dönüşlerin Esad rejimiyle iş birliği gerektirdiğini ve bu rejimin tanınmadığını belirtti.

"Gönüllü geri dönüşlerden sonraki adım kesinlikle zorunlu geri dönüşlerin değerlendirilmesi olacaktır, ancak bunun için daha fazlasının yapılması gerekmektedir. AB'de, talepleri reddeden ancak zorunlu geri dönüş yapamayan ülkeler var çünkü Suriye rejimi tanınmıyor."

KHA/NST/MHY/2024

Kıbrıs Haber Ajansı