İsmet Vehit Güney, belki birçok kişi için bilinmeyen bir isim, ancak Kıbrıs'ın en tanınır sembollerinden biri olan Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılı. Türkçe olarak Kıbrıslı Türk "Işık" yayınevi tarafından yayımlanan yeni bir biyografik çalışma, Kıbrıslı Türk sanatçının hayatını ve eserlerini okuyuculara sunuyor. Kitabın yazarı, Kıbrıs bayrağının tasarımcısının kızı, sanatçı Nilgün Güney, Kıbrıs Haber Ajansının (KHA) sorularını yanıtlıyor.
1923'te Limasol'da, Britanya koloni yönetimi altındaki bir Kıbrıs'ta doğan Güney, sadece bayrağın tasarımcısı değil, aynı zamanda adanın sanatsal ve kültürel yaşamında iz bırakan çok yönlü bir kişilikti. Öncü ruhlu bir sanatçı, öğretmen, şair, tiyatro yazarı, grafik tasarımcı ve reklamcı olan Güney, Kıbrıs Türk toplumunda sanatın gelişmesi için itici bir güç oldu. Romantizm ve empresyonizmden etkilenen sanatsal yolculuğu, Kıbrıs manzarasını ve günlük yaşamı hassasiyetle yansıttı.
Nilgün Güney, İsmet Vehit Güney'in kızı, sadece babasının biyografi yazarı değil, aynı zamanda babası gibi başarılı kariyeri olan bir sanatçı ve yazar. 1952'de Lefkoşa'da doğan Nilgün, babasının sanat dünyasındaki izinden giderek İstanbul'da grafik sanatlar eğitimi aldı ve uzun yıllar Kıbrıs'ta görsel sanatlar öğretmeni olarak çalıştı. Sanatsal ifadesi ağırlıklı olarak insan ve psikolojisi üzerine odaklanmakta, çağımızın sosyal kaygılarını ve varoluşsal sorularını yansıtmaktadır.
Kıbrıs tarihinde önemli iz bırakan öncü bir sanatçı
--------------------------------------------
Kıbrıs Haber Ajansının sorularını yanıtlayan Nilgün Güney, Kıbrıs bayrağının tasarımcısının çocukluk yıllarını Limasol'da Afrodit Sokağı'nda, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve Ermenilerin bir arada yaşadığı çok kültürlü bir mahallede geçirdiği bilgisini paylaşıyor. Çocukluğunda bir tabela atölyesine yaptığı tesadüfi bir ziyaret, hayatının dönüm noktası oldu; burada ilk kez resim sanatıyla ve resim yapan biriyle tanıştı. O andan itibaren ressam olmaya karar verdi ve tüm hayatını resim öğrenmeye ve uygulamaya adadı. Lefkoşa'daki, o zamanlar İslam Lisesi olarak bilinen Türk Lisesi'nde eğitim gördü.
Güney’in anlattığına göre, İsmet Vehit Güney 1943'te mezun olmak üzereyken askere alındı ve II. Dünya Savaşı sırasında Filistin, İtalya ve Kıbrıs'ta onbaşı-tercüman olarak görev yaptı. Filistin'de bulunduğu süre içinde Mont Carmel isimli askerî kurumunda resim dersleri alma fırsatı buldu. Savaştan sonra bir süre işsiz kaldı. Bir kitabevi açtı ve Limasol'daki Kıbrıslı Türk aydınların buluşma noktası olan "Limasol Türk Spor Kulübü"ne katıldı. Burada tiyatro ile ilgilendi, gösterilere ve diğer etkinliklere katıldı. Şiirler ve hikâyeler yazmaya başladı, bunların çoğu günlük gazetelerde yayımlandı.
Aynı dönemde resim yapmaya devam etti ve 1949'da Limasol'daki İngiliz Enstitüsü'nde ilk kişisel sergisini açtı. Bu sergi, Kıbrıs'ta bir Kıbrıslı Türk sanatçının ilk kişisel sergisi olması nedeniyle tarihî bir değere sahip. Aynı yıl Lefkoşa'da bir sergi daha düzenledi. Bu sergiler özellikle Kıbrıs Türk toplumundan büyük ilgi ve destek gördü.
Daha sonra İsmet Vehit Güney, Lefkoşa Türk Lisesi'nde resim öğretmeni olarak atandı. Lisede ilk kez bir resim atölyesi kurdu ve daha sonra yine ilk kez, öğrencileri sanata yönlendirerek bir fotoğraf kulübü kurdu. Toplumun sanatsal seviyesini yükseltmek için gazetelerde sanat makaleleri yazıyor, kendisine yapılan teklifi kabul ederek gazetelerde yayımlanan karikatürler çizmeye başlıyordu. 1951'de ilkokul öğretmeni Tomris ile evlendi. Nilgün ve Fatma adında iki kızları oldu.
1956'da, Türkiye'de yaşayan ve empresyonist akımı temsil eden ünlü Türk sanatçı İbrahim Çallı'ya, onunla çalışma isteğini dile getiren bir mektup gönderdi. 1960'tan Çallı'nın ölümüne kadar her yıl İstanbul'a giderek Çallı'nın evinde birkaç ay kalıp atölyesinde birlikte çalıştı. Çallı'dan edindiği bilgiler sanatsal kariyerinde önemli bir rol oynadı.
1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağının, devlet armasının, pulların ve bazı banknotların tasarımcısı oldu. Ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanıtımı için düzenlenen afiş yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. İsmet Vehit Güney sergiler düzenlemeye devam etti ve sanat sahnesine katılan yeni sanatçılarla birçok karma sergiye katıldı. 1968'de İrlanda'daki Stranmillis College'da bir yıllık burs aldı ve burada sanat dersleri aldı.
Kızının anlattığına göre, Güney aynı zamanda fotoğrafçılık sanatıyla da ilgileniyordu. Evinde ve okulda küçük fotoğraf stüdyoları ve karanlık odalar kurdu, buralarda fotoğrafçılıkla uğraştı. Ayrıca grafik tasarım ve reklam işleriyle de ilgilendi. Eğitimden emekli olduktan sonra bir reklam ajansı açtı. Burada renk ayrımı işiyle de uğraştı ve uzun süre Kıbrıs Türk toplumunda bu sanatı icra eden tek kişi olarak kaldı.
İsmet Vehit Güney, Romantizm ve Empresyonizm'den etkilenen eserler yarattı ve gazetelerde yazdığı sanat makaleleriyle tüm topluma sanat sevgisini aşılamaya çalıştı. Ayrıca öğrencilerini resim ve sanata yönlendirerek, öğretmenlik yaptığı lisede ilk resim atölyesini ve karanlık odasıyla donatılmış fotoğraf kulübünü kurarak yeni sanatçıların ve sanatseverlerin yetişmesine katkıda bulundu. Yukarıda belirtildiği gibi, İsmet Vehit Güney resmin yanı sıra şiir, hikâye ve tiyatro ile de ilgilendi ve sanat kuruluşları ile tiyatro gruplarının kurucu üyesi oldu.
Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağının tasarım tarihi
----------------------------------------
Kıbrıs Haber Ajansının sorularını yanıtlayan Nilgün Güney, 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda bayrak için bir yarışma düzenlendiğini hatırlatıyor. İsmet Vehit Güney bu yarışmaya katılmış ve kazanmıştı.
"Yarışmayı kazandığında, Cumhurbaşkanı Makarios onu ofisinde kabul etti ve bayrağı çok beğendiğini söyledi. Hatta şaka yaparak bayrakta iki nokta eksik olduğunu söyledi" diye anlatıyor Güney sözlerine şöyle devam ediyor: "İsmet Vehit Güney hangi noktalar olduğunu sorduğunda, Makarios ona şöyle cevap verdi: 'Sen bayrağı tasarlayan kişisin ve Limasoldansın, ben de bu ülkenin Cumhurbaşkanıyım ve Panagia'da doğdum. Bu iki noktayı da bayrağa eklemelisin' dedi ve güldüler. İsmet Vehit Güney kalkmak üzereyken, Makarios ona 'Otur, daha bitirmedik' dedi ve ondan bir devlet logosu, üç pul ve bazı banknotlar tasarlamasını istedi. İsmet Vehit Güney teklifi kabul etti. Devlet logosu, tıpkı bayrak gibi, bugün hâlâ kullanılmaktadır. Ancak, bunların karşılığında hiçbir ücret almadı. Üç yıl sonra, 1963'te yaşanan olaylar, savaşlar ve 1974'ten sonra Kıbrıs'ın bölünmesiyle birlikte, bayrağın tasarımcısı unutulmuştu."
Kıbrıs bayrağının tasarımcısının kızı şunları da ekliyor: "2006'da, bayrağın tasarımcısı olduğunu tescil ettirmek için Kıbrıs hükûmetine dava açtı. Dava sonucunda, gazete yazıları, tanıklıklar vb. ile bayrağın tasarımcısı olduğu kanıtlandı, ancak yine de herhangi bir tazminat almadı."
İsmet Vehit Güney'in sanatsal tarzı ve yeni biyografisi
-----------------------------
Nilgün Güney, babasının sanatsal tarzı hakkında, gençlik yıllarında yazdığı şiir ve öykülerde Kıbrıslı Türk sanatçının, doğanın hassas tasvirlerinin yanı sıra melankoli, karamsarlık, aşk acısı ve ölüm gibi temaları ele aldığını belirtiyor. Sanat kitaplarının yanı sıra edebiyat kitapları da okuyan Güney, karamsarlığın hakim olduğu ve insan duygularıyla hayal gücünün canlandığı romantik edebiyat akımından etkilendi. Ancak, şiirlerindeki karamsarlığın gerçek nedeni belki de bizzat yaşadığı İkinci Dünya Savaşı yılları ve savaş sonrası dönem olabilir.
İsmet Vehit Güney, yaşadığı bölgenin kırsal yaşamını yansıtan manzaralar, portreler, nüler ve Kıbrıs'ın meyve ve çiçeklerinden oluşan natürmortlar yarattı. Güney, Romantizm, Klasisizm ve Empresyonizm etkilerini birleştirerek kişisel bir stil geliştirdi. Manzaraları betimleyen tablolarında genellikle bir ağaç, bir patika, büyük bir kaya, günbatımı, bulutlar, sahil, çoban, koyunlar, inekler, Kıbrıs'ın tarlalarında çalışan köylüler yer alır. Tablolarda, doğanın güzelliği ve cazibesi küçük insan figürleriyle karşılaştırılır. Uzaktan belirsiz görünen insan veya hayvan figürleri, tüm canlı varlıkların Kıbrıs doğasının küçük bir parçası olduğunu bize hatırlatır.
Yeni kitabı "Bir Kıbrıslı Ressam: Hayatı ve Eserleri. İsmet Vehit Güney", Kıbrıslı Türk yayınevi "Işık" tarafından yayımlanan Nilgün Güney, kitabı yazmasının temel nedeninin Kıbrıs Türk toplumunda henüz kapsamlı bir sanat tarihi kitabının yayınlanmamış olması olduğunu vurguluyor. "Yayımlanan az sayıdaki sanat kitabı ya çok yüzeysel, derinlemesine araştırma yapılmadan yazılmış ya da belirsizlikler içeren ve referans bilgisi olmayan kitaplar" diyen Kıbrıslı Türk yazar şunları ekliyor: "Kitabı yazarken, araştırma aşamasında, sergi tarihlerini araştırırken, gazetelerin sayfalarında babamın bilmediğim şiirlerini bulmak benim için sürpriz oldu. Ayrıca sergi tarihlerini araştırırken bir gazetenin arka sayfasında 'Limasol Haberleri' başlıklı bir köşe olduğunu gördüm. Burada Limasol'da olan her şey günlük olarak kaydediliyordu. Babamla ilgili olmayan ama diğer akrabalarımla ilgili bazı haberleri bulmak da araştırmamı daha keyifli hâle getirdi. Aslında okuduğum bilgiler, özellikle sanatsal ve siyasi ortam olmak üzere o dönemin yaşamını gerçekçi bir şekilde gözler önüne serdi. Örneğin, sergi açılışlarına sömürge döneminde Britanya Valisi'nin, cumhuriyet döneminde ise Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Muavininin katıldığını görüyoruz."
KHA/NST/MHY/2025
Kıbrıs Haber Ajansı