Frankfurt ve Kiel/Würzburg Üniversiteleri’nin 2024 kazı sezonunu tamamlamalarının ardından, Matthias Recke ile Philipp Kobusch tarafından yürütülen kazı çalışmalarında, Lefkoşa ilçesi Pera Orinis’e bağlı Frangissa bölgesindeki Apollon Tapınağı’nda çok sayıda heykel parçası tespit edildi.

Kültür Müsteşarlığına bağlı Eski Eserler Dairesi yeni gelişmeyle ilgili paylaştığı basın açıklamasında, Alman arkeolog Ohnefalsch-Richter’in 1885’te antik Tamassos yakınlarındaki ücra bir vadide kazılara başladığını ve kırsalda zengin döşenmiş bir Apollon tapınağına ulaştığı hatırlatıldı. Bu tapınak Frangissa olarak biliniyor.

Açıklamada, tapınağın yüzlerce adak heykeliyle donatıldığı, bunlardan bazılarının devasa boyutlarda olduğu ifade edildi. Kazı ekibinin heykel kaideleri ve duvarları da dâhil olmak üzere kutsal alanı tamamen kapadığı için tapınağın yerinin zamanla unutulduğu vurgulandı.

“Yaklaşık 140 yıl sonra, kutsal alan ilk kez tekrar açıldı; modern arkeolojik araştırmalar için kullanılabilir hâle geldi. 2021’de Frankfurt ve Kiel/Würzburg Üniversitelerinden bir Alman arkeolog ekibi, ünlü Frangissa bölgesini aramak için geri döndü.”

Geçen yıl yapılan uzun araştırmaların ardından eski kazının yeri iki küçük hendekle belirlendi ve bu yıl kutsal alan kapsamlı bir şekilde kazıldı. Bu süreçte, adanma avlusunun duvarları ve bazıları devasa boyutlarda olan 100’den fazla heykel kaidesi geniş alanlarda ortaya çıkarıldı.

Basın açıklamasında, 19. yüzyıldaki dolguda sadece adak heykelleri için kaidelerin değil, aynı zamanda çok miktarda heykel parçasının da bulunmasının şaşırtıcı olduğu belirtiliyor. “Görünüşe göre bu parçalar 1885’teki kazılarda eser olarak tanınmamıştı. Şimdi bu heykeller, bu kutsal yer hakkındaki bilgimizi temelden genişletiyor.”

Kıbrıs Müzesi ve Toronto’daki Royal Ontario Müzesi’ndeki birçok heykel, yeni bulunan parçalarla tamamlanabilecek ve böylece orijinal görünümlerine kavuşturulabilecek.

Daha önce Frangissa’da bilinmeyen tamamen yeni heykel türleri de belgelendi. Gerçek boyutundan büyük ayakların keşfi, arkaik dönemden kalma devasa erkek kireçtaşı figürlerinin varlığını kanıtlıyor. Bu tür figürler daha önce sadece pişmiş topraktan yapılmış olarak biliniyordu. Ayrıca gerçekleştirilen çalışmalar çerçevesinde mermer cam boncuklar ve Mısır muskalarına ait kalıntılar bulundu. Üzerinde yazıtlar bulunan iki kaidenin keşfiyse büyük önem taşıyor. Birinde Kıbrıs-Hece karakterleri, diğerinde ise Yunan harfleriyle Ptolemaios hanedanlığına yapılan atıflar var.

Yazıtlar, kutsal alanın yalnızca arkaik dönemde (MÖ 7. ve 6. yüzyıllar) değil, krallık döneminin bitiminden sonra da önemli bir rol oynadığını gösteriyor. İbadet yeri, bu dönemde mimaride görülebilen belirgin bir genişleme evresinden geçmiş. Bu dönemde, muhtemelen ziyafetler için kullanılan adak odasının yanına büyük bir peristil avlusu inşa edilmiş.

Açıklamada, “Adak heykelleri aracılığıyla tanrıya tapınma konusunda yeni bulgular, aynı zamanda Ohnefalsch-Richter tarafından yetersiz belgelenen kutsal alanın mimarisini keşfetme olanağını da sunuyor. Görünüşe göre, heykel avlusunun birkaç inşaat ve kullanım aşaması olmuştur,” deniliyor.

Korunan kalıntıların daha fazla araştırılması, geçmiş dönemlerin ritüel davranışlarını yeniden canlandıracak ve bunların orijinal mekânsal ortamlarında görülmesine olanak tanıyacak önemli, kapsamlı içgörüler sağlamayı vaat ediyor.

KHA/MG/NST/2025 

Kıbrıs Haber Ajansı