Kıbrıs Haber Ajansına (KHA) bilgi veren kaynaklara göre, Kıbrıs Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki ilişkiler; kendi dinamikleri, derinliği ve sürekliliği olan çok boyutlu bir ortaklığa dayanıyor. Bu ortaklığın temelinde ise Doğu Akdeniz’de güvenlik, istikrar ve refah hedefi bulunuyor. Kaynaklar, pazartesi öğleden sonra Kudüs’te; zirve, bakanlar ve danışmanlar düzeyinde yapılan ikili temaslar çerçevesinde bu vurguyu yaptı.
Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 10’uncu Üçlü Zirve öncesinde İsrail’in Başbakanı ve Cumhurbaşkanı ile ayrı ayrı görüştü. Bunun yanında, iki ülkenin Dışişleri ve Enerji Bakanları arasında ikili temaslar yapılırken; Kıbrıs ve İsrail Ulusal Güvenlik danışmanları da bir araya geldi.
Kaynaklar, Kıbrıs ile İsrail’in somut sonuç üreten bir stratejik ilişki kurduğunu; bu ilişkinin ortak çıkarlara dayandığını ve dış gelişmelerden kaynaklanan dalgalanmalara bağlı olmadığını belirtti. Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı perspektifiyle Kıbrıs’ın; yatırım, teknoloji, sivil koruma, doğal kaynaklar ve güvenlik gibi alanlarda pratik iş birliği modellerine odaklanarak bölgede istikrarlı bir köprü, güvenilir bir ortak ve bölgesel bir merkez rolü üstlenebileceği de ifade edildi. Bu yaklaşımın, daha geniş bölgenin istikrarına, kalkınmasına ve Avrupa perspektifine katkı sunacağı kaydedildi.
Aynı kaynaklar, Üçlü Zirve’nin Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’in stratejik yönelimini yeniden teyit etmek için bir fırsat olduğunu; ayrıca bu iş birliğinin pek çok unsurunun güçlü bir ikili boyut da taşıdığını dile getirdi. İsrail Başbakanı’nın 29 Aralık’ta ABD’ye yapacağı ziyaretin de dikkate alınmasıyla, ABD’nin yer aldığı 3+1 formatını ilgilendiren stratejik konuların görüşülmesinin önem kazandığı; bağlantısallık, güvenlik, inovasyon ve ekonomi alanlarında sinerji arayışlarının öne çıktığı belirtildi.
Kaynaklara göre, ikili gündemdeki pek çok konu aynı zamanda üçlü iş birliğiyle de bağlantılı. Özellikle enerji ve bağlantısallık, kriz yönetimi, savunma ve ABD ile ilişkiler başlıklarında; bölgesel istikrarı güçlendiren, karşılıklı fayda üreten ve Doğu Akdeniz’i daha geniş iş birliği düzeneklerine dâhil eden pratik adımların artırılması hedefleniyor.
İlişkilerin ekonomik boyutuna da dikkat çekilerek turizm, ticaret, hizmetler ve yatırımlar öne çıkarıldı. Yaklaşık 450.000 İsrailli turistin Kıbrıs’a seyahat ettiği; Kıbrıs’ın üçüncü ülkelere gidişler için de bir geçiş ve bağlantı noktası işlevi gördüğü aktarıldı. İsrail’in %10’un üzerinde artış eğilimiyle Kıbrıs’ın ikinci büyük turizm pazarı olduğu; Eylül 2025’te ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %40’ın üzerinde artış kaydedildiği belirtildi.
Ticaret verileri kapsamında, 2024 ve 2025’e ilişkin sunulan bilgilere dayanarak ikili mal ticaretinin 1,1 milyar doları aştığı ifade edildi. Ayrıca İsrail’in Kıbrıs’a yönelik iş hizmetleri ihracatının 2 milyar dolara yaklaştığı; Kıbrıs’ın İsrail iş hizmetleri için dördüncü en önemli hedef pazar olarak kayda geçtiği bildirildi. İsrail’in de Kıbrıs’ın önemli ticaret ortakları arasında yer aldığı vurgulandı. Kıbrıs’ın İsrail yatırımları açısından dördüncü büyük hedef ülke konumunda bulunmasının, ekonomik ilişkinin zaten güçlü bir zemine oturduğunu ve daha da geliştirilebileceğini gösterdiği kaydedildi.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, İsrailli şirketler açısından Kıbrıs’ı bölgesel bir merkez olarak konumlandırmayı hedefli biçimde desteklediği; Kıbrıslı şirketlerle ortaklıklar kurularak Körfez pazarlarına, özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri pazarına açılmanın amaçlandığı belirtildi. Bu süreçte Kıbrıs’ın jeostratejik konumu, yatırım ortamı ve AB üyesi bir ülke olarak kurumsal güvenilirliğinin önemli avantajlar sunduğu ifade edildi.
AB Konseyi Dönem Başkanlığı bağlamında ise Kıbrıs’ın, AB–İsrail ilişkilerinde bir köprü rolü üstlenmeyi hedeflediği kaydedildi. Lefkoşa’nın aynı zamanda, Birliğin ilke ve değerlerinden taviz vermeden; gerçekçi, olumlu ve karşılıklı fayda temelli adımlarla AB’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye ve derinleştirmeye katkı verme niyetinde olduğu bildirildi.
Buna paralel olarak, Lefkoşa’nın AB Dönem Başkanlığı sürecini; Avrupa’nın daha geniş güvenlik mimarisine katkı sunacak proje ve ortaklıkları desteklemek için değerlendireceği aktarıldı. Sivil koruma, deniz gözetimi, enerji güvenliği ve bağlantısallık gibi alanlarda pratik iş birliği imkânlarının öne çıktığı belirtildi.
Kaynaklar, mayıs ve temmuz aylarında yangın söndürme çalışmalarında karşılıklı destek verilmesinin (araç ve imkân gönderilmesi dâhil) iş birliğinin yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığını, kriz anlarında doğrudan kullanılabildiğini gösterdiğini vurguladı. Bu çerçevede, Kıbrıs’ta bölgesel kapsama sahip bir merkez kurulması planı da dikkate alınarak; orman yangınlarıyla mücadelede iş birliğinin güçlendirilmesine önem verildiği, böylece sürekli bir hazırlık yapısı, bilgi ve tecrübe paylaşımı, ortak eğitimler ve etkin koordinasyonun geliştirileceği ifade edildi.
İkili düzeyde su yönetimi ve gıda güvenliği de gündemdeki öncelikler arasında yer alıyor. Bu kapsamda, İsrail tarafının uzmanlığından; bilgi paylaşımı, ortak projeler ve sahada uygulanabilir çözümler yoluyla yararlanılması planlanıyor. Hedefin, doğal kaynakların ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını, verimliliğini ve güvenliğini artırmak olduğu kaydedildi.
Bunlara ek olarak, deniz gözetimi ve ileri teknoloji kullanımı alanlarında da İsrail tarafının deneyiminden yararlanılarak iş birliğinin derinleştirilmesi öngörülüyor.
Son olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 18 Aralık’ta Uluslararası Holokost Anma İttifakı (International Holocaust Remembrance Alliance, IHRA) kapsamında resmen “ilişkili ülke” (liaison country) statüsü kazandığı; nihai hedefin yakın gelecekte tam üyelik olduğu belirtildi. Kıbrıs’ın ayrıca antisemitizmi önlemeye ve onunla mücadele etmeye yönelik ilk Ulusal Stratejisini de yakın dönemde kabul ettiği ifade edildi.
KHA/EA/NST/2025
Kıbrıs Haber Ajansı