Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos, Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın dış politika ve AB genişlemesine ilişkin önceliklerini, Avrupa İşlerinden Sorumlu Müsteşar Marilena Raouna ile Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi (AFET) üyelerine sundu. Kombos, özerkliğin Avrupa Birliği (AB) için hayati önem taşıdığını ve bunun tecrit anlamına gelmediğini vurguladı.

AFET oturumunda konuşan Dışişleri Bakanı, birbiriyle bağlantılı, tırmanan ve etkili krizlerin giderek arttığı dönüştürücü bir çağda yaşadığımızı söyledi. Bakan, "Her şeyin kümülatif bir etkisi var; her şey politik ve artık bir 'normallik' kalmadı- tam tersine" dedi.

Kombos, bunun artık gerçekliğimiz olduğunu ve dünyayı olduğu gibi ele alma sorumluluğumuz bulunduğunu vurguladı.

Bu bağlamda Bakan Kombos, Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın "Dünyaya Açık, Özerk Bir Birlik" sloganıyla Avrupa özerkliği konusunda daha net bir anlayış geliştirdiğini belirtti. Özerkliğin hayati önem taşıdığını ve tecrit anlamına gelmediğini ifade etti. Bunun, birliğin güvenliğini, sınırlarını ve vatandaşlarını koruyacak şekilde donatılması ve stratejik bağımlılıkların azaltılması anlamına geldiğini söyledi. Aynı zamanda ortaklıkların kurulması ve güçlendirilmesini de kapsadığını ekledi.

Ukrayna

-------

Ukrayna'ya değinen Kombos, ülkenin Kıbrıs Dönem Başkanlığı için merkezi bir öncelik olmaya devam ettiğini vurguladı. "Bu, Avrupa değerlerinin bir sınavı, Avrupa'nın istikrarı için belirleyici bir faktör ve Avrupa ekonomileri için bir turnusol testi" dedi.

Egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığının saldırı altında olduğunu ve Kıbrıs'ın bunu çok iyi anladığını belirten Kombos, "Ülkem bunu yaşadı ve AB üyesi olmasına rağmen, hâlâ adaylık sürecinde olan bir ülkeden gelen saldırılara maruz kalarak yaşamaya devam ediyor" dedi.

 

Dışişleri Bakanı, birliğin Ukrayna'yı yaptırımlar ve güçlü tedbirler dâhil her alanda desteklediğini ve bunun Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın temel hedeflerinden biri olmaya devam edeceğini söyledi. Aralık ayında AB'nin 2026-27 dönemi için 90 milyar avroluk bir kredi sağlamayı kabul ettiğini ve Dönem Başkanlığı'nın sürecin nisan ayına kadar hızla tamamlanmasını kolaylaştırmaya hazır olduğunu belirtti.

Transatlantik ilişkiler

-------------------

Bakan, güçlü ve karşılıklı yarar sağlayan transatlantik ilişkilerin AB'nin refahı ve güvenliği için hayati önem taşıdığını kaydetti. "Bu köklü ortaklık, özellikle belirsizlik dönemlerinde korunmalı ve muhafaza edilmelidir. ABD ile iş birlikçi bir bakış açısı ve yapıcı diyalogu sürdürmeyi, ortak noktalara odaklanırken aynı zamanda olumlu bir gündem oluşturmayı ve tartışmalı konularda çalışmayı hedefliyoruz" diye açıkladı.

Grönland konusunda ise dürüstlük, temel değerlerde tutarlılık, jeopolitik kapasiteye saygı ve muhataplarımıza güven çerçevesinde gelişmelerin özel bir endişeyle takip edildiğini vurguladı. Danimarka'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam dayanışma ve destek ifade etti.

Gazze Şeridi

--------

Kombos'un ele aldığı üçüncü konu Gazze oldu. Kıbrıs'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı Kararı doğrultusunda Gazze Şeridi’nin barışı ve istikrarı için tüm çabaları desteklediğini belirtti. "Birleşmiş Milletler ile tam koordinasyon içinde ve uluslararası hukuka uygun hareket etmeliyiz. Sadece gözlemci kalamayız. Kıbrıs insani alanda önemli katkılarda bulundu ve mümkün olan her çabayı göstermeye devam edecek. Diyalog, iyimserlik ve stratejik esneklikle çözüm odaklı olarak daha fazla eylem için tüm seçenekler kapsamlı şekilde araştırılmalıdır" dedi.

Orta Doğu

-------

Dördüncü nokta, geniş Orta Doğu ve Körfez bölgesiyle ilgiliydi. Bakan, Kıbrıs'ın bu bölgesel alanın bir parçası olduğunu ve bölgeye yalnızca coğrafi olarak değil, ilgili tüm ülkelerle uzun süreli ve derin ilişkiler aracılığıyla yakından bağlı bir AB üyesi devlet olduğunu vurguladı. Kıbrıs'ın bir köprü görevi görebileceğini ve göreceğini belirtti.

AB'nin bu bölgeye açık kalması gerektiğini, devam eden krizlerin bunu zorunlu kıldığını söyledi. Aynı zamanda radikalleşme ile mücadele ve göç sorunlarının bu bölgeyle yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Genç nüfus, enerji kaynakları, yatırım fırsatları, tedarik zincirleri ve bağlantı projeleri de odaklanılması gereken ek nedenler olarak sıralandı.

Kıbrıs'ın Akdeniz Paktını uygulamak için önemli çabalar gösterdiğini ve AB'nin Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır'a yönelik son üst düzey ziyaretlerini memnuniyetle karşıladığını belirten Kombos, Körfez ve Körfez İş Birliği Konseyi (KİK) ile daha derin iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini ekledi. "Enerji konusunda gayriresmî bir AB-KİK bakanlar toplantısına ev sahipliği yapmak dâhil, somut ve niteliksel sonuçlara yönelik çalışmalıyız" diyen Bakan ayrıca ara adım olarak Arap Birliği ile bakan düzeyinde AB-KİK diyalogunun kolaylaştırılmasının araştırıldığını da belirtti.

Stratejik ortaklık ve serbest ticaret anlaşmaları yoluyla ticar ilişkileri ilerletme çabalarının yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. "Bu bizim yeni meydan okumamız. Avrupa'yı Orta Doğu ve Körfez bölgesine daha fazla açarak özerkliğimizi güçlendirelim" dedi.

İran

---

Beşinci nokta olarak İran'a değinen Kombos, AB Yüksek Temsilcisi ile AB'nin bölgesel ortaklara yaklaşımını güçlendirmesi gerektiğini, çünkü Birliğin aktif olması ve ilgili tüm tarafların görüşlerine saygı göstermesi gerektiğini belirtti. Ayrıca İran halkıyla tam dayanışmasını ifade etti. "İnsan hayatının değeri kutsaldır. İnsan haklarına, ifade özgürlüğüne ve barışçıl toplanma hakkına saygı temel bir ilkedir" dedi.

Suriye

--------

Suriye hakkında Kombos, ülkeyi deniz sınırlarını paylaştığımız yakın bir komşu olarak tanımladı. "Şam'a mesajımız net: iyi komşuluk ilişkilerine tam saygı. Bu, UNCLOS dâhil uluslararası hukuka uyumu,  dini veya etnik kökenlerine bakılmaksızın tüm Suriyelilerin haklarının korunmasını gerektiriyor." Son gelişmelerle ilgili olarak ateşkes anlaşmasının tam uygulanması çağrısında bulunan Bakan Kombos, Kıbrıs ve Avrupa için Suriye'nin istikrarının bölgesel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ve bunun göç, dini hoşgörü, radikalleşmeyle mücadele ve Avrupa çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Hindistan

-------

Son Hindistan-AB zirvesine değinen Kombos, ilgili anlaşmanın başarıyla sonuçlandığını; Hindistan-AB Güvenlik ve Savunma Ortaklığının imzalandığını vurguladı. Kıbrıs'ın her iki girişimi de sürekli olarak desteklediğini belirten Kombos, Hindistan ile ilişkilerin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru (IMEC) gibi girişimlerle tamamlanması gerektiğini ekledi. "Kıbrıs, Dönem Başkanlığımız süresince Hindistan ile her düzeyde aktif olarak etkileşimde bulunacak ve bu çabaları planlamalarımıza entegre edecektir" dedi.

Asya

-----

Kıbrıs Dönem Başkanlığı, bahar aylarında iş birliğini güçlendirme ve sosyal yardım faaliyetleri aracılığıyla ASEAN ile ortaklığın daha da güçlendirilmesini aktif olarak destekleyecek.

Latin Amerika ve Karayipler

---------------------

Latin Amerika ve Karayipler konusunda, Meksika, Şili ve Mercosur bölgesi gibi kilit ortaklarla yapılan anlaşmalar dâhil olmak üzere üst düzey AB taahhütleri üzerine çalışmalara devam edileceğini söyleyen Bakan Kombos, AB-Mercosur Anlaşmasının Avrupa Birliği Adalet Divanına havale edildiğini belirterek, Mercosur konusunda Avrupa Parlamentosu'nun yetkilerine tam saygı gösterildiğini ve anlaşmanın stratejik öneminin kabul edildiğini vurguladı.

Batı Balkanlar

----------------

Batı Balkanlar için Bakan, bölgenin Avrupa güvenliği ve istikrarını doğrudan etkileyen stratejik bir öncelik olmaya devam ettiğini teyit etti. Ortak Dış ve Güvenlik Politikasına (ODGP) tam uyumun kritik olmaya devam ettiğini ve bunun tüm aday ülkeler için geçerli olması gerektiğini vurguladı. Bakan, "Jeopolitik varlık veya AB'nin reddettiği ülkelerle iş birliği yapma isteği nedeniyle seçici istisnalar olmaz. Onların değeri, öz saygımız ve güvenilirliğimiz pahasına olmamalıdır" dedi.

AB-Orta Asya

-------------

Kombos, AB ve Orta Asya arasındaki ilişkilerin ivme kazandığını, uluslararası hukuka saygı ile AB'nin ODGP'si ile uyum temelinde bu ilişkilerin sürdürülmesi için çaba gösterileceğini söyledi.

Afrika

--------

Ortak Vizyon 2030'un uygulanması için çaba gösterilecek.

Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın önceliklerine dayalı iddialı bir yaklaşım izleyeceğini belirten Kombos, "Pasif değil, aktif bir Avrupa için. Çağımız ve ilkelerimiz tarafından yönlendirilen, her şeyin politik olduğu stratejik bir anlayış ve farkındalıkla" dedi.

Bakan, sonuç olarak, AB'nin örnek olması ve liderlik modeli olarak hizmet etmesi, stratejik özerklik için bir katalizör olarak dünyaya açık kalması gerektiğini vurguladı.

Müsteşar Raouna: “Genişleme AB'nin en güçlü jeopolitik aracı”

-------------------------------

Avrupa İşlerinden Sorumlu Müsteşar Marilena Raouna konuşmasında iki ana konuya odaklandı: AB genişlemesi ve AB-Birleşik Krallık ilişkileri.

Genişleme konusunda, Avrupa Parlamentosu'nun Avrupa Birliği ile ortakları arasındaki karşılıklılık ilişkisinde hem itici güç hem de hesap verebilirlik sesi olarak tutarlı ve güvenilir bir şekilde hareket ettiğini belirtti.

Kıbrıs'ın, genişlemenin özel bir öneme sahip olduğu bir üye devlet olarak Konsey Başkanlığı'nı üstlendiğini söyledi. "100 milyon diğer Avrupalı ile Birliğe katıldığımız 2004'teki tarihi beşinci genişlemenin parçasıydık" dedi.

"Bizim için bu, bağımsızlığımızdan bu yana en büyük hedefimizin gerçekleşmesini temsil ediyordu. Birliğimizin güneydoğu sınırında yaşayan ve nefes alan bir üye devlet, genişlemenin bir ülke, refah ve istikrar için ne kadar dönüştürücü olabileceğini anlıyor" diyen Müsteşar, katılım perspektifiyle birlikte Kıbrıs için umut ve reformların geldiğini, katılımla birlikte bugüne kadar devam eden bir dönüşüm dinamiğinin oluştuğunu vurguladı.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Christodoulides'in Dönem Başkanlığı öncesi turunun genişleme ülkeleriyle, önce Batı Balkanlar'da, ardından doğu ortaklarımızla başladığını açıkladı.

Müsteşar devamla, "Kıbrıs için Avrupa'nın yeniden birleşmesi ve barış vaadi yerine getirilmemiş olsa da bu Birliğin somutlaştırdığı vaat nedeniyle canlı kalmaya devam ediyor: yeniden birleşme, Avrupa topraklarının işgalinin sona ermesi ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun kapsamlı bir çözüm için; siyasi eşitlik ve AB hukuku, değer ve ilkelerine tam uyumla iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon öngören bir çözüm" dedi.

Raouna, Kıbrıs uluslararası yasallık, toprak bütünlüğü ve bağımsızlıktan söz ettiğinde - Ukrayna'dan Grönland'a ve başka her yerde - bunun deneyimden kaynaklandığını belirtti.

Aynı zamanda Kıbrıs'ın Avrupa entegrasyonunun gelecekteki gelişimi için vizyonunu sunduğunu vurgulayan Müsteşar, "Şimdi dünyaya açık kalırken daha özerk bir Birlik için birlikte çalışma zamanı" diye açıkladı. İçeriden güçlü, gerektiğinde özerk hareket edebilen, ancak mümkün olduğunda dış ortaklarla iş birliği yapabilecek güvende ve yetenekte bir Birlik için çaba gösterileceğini ekleyerek "Ortaklıklar yoluyla güç" dedi ve açıklığın genişlemeyle başladığını, bunun Kıbrıs Dönem Başkanlığı için kilit bir öncelik ve referans noktası olduğunu belirtti.

Raouna, genişlemenin Avrupa Birliği'nin en güçlü jeopolitik aracını oluşturduğunu ve Birliğin aday ülkelere ilham vermeye ve çekmeye devam ettiğinin en açık kanıtı olduğunu, çünkü yaşamak için en iyi yer olmaya devam ettiğini vurguladı. Genişlemenin, Avrupa genelinde ortak güvenlik, istikrar ve fırsatlar alanımızı genişleten, Birliğin güvenilirliğini, uyumunu ve stratejik derinliğini pekiştiren güç olduğunu belirtti. Bu anlamda genişlemenin sadece siyasi bir tercih değil, Birliğin geleceğine stratejik bir yatırım olduğunu kaydetti.

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısına değinerek, bunun genişlemenin Avrupa'nın güvenliğiyle ilgili olduğunu kesinlikle netleştirdiğini vurgulayan Müsteşar, "Bu bir momentum yarattı, ancak bu momentum süresiz olarak garanti değil. Bundan yararlanmamız gereken bir momentum. Ortaklarımızın başarılı olduğu yerlerde biz de başarılı olmalıyız. Kıbrıs Dönem Başkanlığı, yerleşik metodoloji, katı ve adil koşulluluk, kendi liyakati ve geri dönüşümlülük ilkesi, temel unsurlara ve Kopenhag kriterlerine vurgu ile yönlendirilen iddialı, sonuç odaklı bir genişleme gündemi için kararlıdır" dedi.

Ukrayna ve Moldova

-------------

Müsteşar ayrıca Ukrayna ve Moldova'nın katılım süreçlerini ilerletmenin çalışmalarının merkezinde yer aldığını vurguladı. "Konsey içindeki hazırlık çalışmalarını hızlandıracağız ve ilerlemeyi değerlendirmek için mart ayında Kıbrıs'ta, gayriresmî Genel İşler Konseyi toplantısının yanında iki ayrı gayriresmî bakanlar toplantısı planlıyoruz" dedi.

Dönem Başkanlığı'nın hedefinin, koşullar izin verir vermez tüm müzakere fasıllarını açmak olduğunu vurguladı.

Aynı zamanda Raouna, Dönem Başkanlığı'nın tüm Batı Balkan ortaklarıyla hem bölgesel entegrasyonu hem de Avrupa Birliği'ne katılımlarını teşvik etme hedefiyle sürekli ve anlamlı bir etkileşim için kararlı olduğunu belirtti. "Batı Balkanlar Avrupa'dır" dedi.

"Bunu yıllardır söylüyoruz" diye devam eden Müsteşar, "ama artık kapıyı açma zamanı" mesajını verdi.

Ayrıca çıkarlarımızı paylaşmayan aktörlerin bulunduğuna dikkat çeken Raouna, "Aksine, neo-yayılmacı politikalara sahip aktörler zaten bölgede mevcut. Ve Batı Balkan halkları bize bakıyor" dedi.

Karadağ hakkında Müsteşar, 2028 yılına kadar 28. üye devlet olma hedefinin iddialı ama gerçekçi olduğunu, ülkenin reform yoluna bağlı kalması şartıyla bunun mümkün olduğunu söyledi.

Müsteşar, son Hükûmetlerarası Konferans'tan kırk gün ve Dönem Başkanlığı'nın başlamasından sadece üç hafta sonra, sadece iki gün önce 32. Fasıl olan başka bir müzakere faslının geçici olarak tamamlanmasının ardından, mevcut dönemde Karadağ ile önemli ilerleme için çalışacaklarını belirtti.

Karadağ'ın Katılım Antlaşması'nı hazırlamak üzere özel bir Çalışma Grubu oluşturulmasının Dönem Başkanlığı için bir öncelik olduğunu ve bu hedef doğrultusunda ortaklarla yakın çalıştığını söyleyen Müsteşar Raouna, Arnavutluk hakkında kaydedilen önemli ilerlemeyi memnuniyetle karşıladı ve özellikle hukukun üstünlüğü ölçütleriyle ilgili reformların ve uygulamalarının daha da yoğunlaştırılmasını güçlü bir şekilde teşvik etti; bunların Kıbrıs Dönem Başkanlığı sırasında ilk müzakere fasıllarının geçici olarak tamamlanmasına olanak tanıyabileceğini belirtti.

Sırbistan için Raouna, ülkenin Avrupa perspektifine bağlılığını memnuniyetle karşıladı. AB ile ilgili reformların uygulanması ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumun kritik olmaya devam ettiğini ve ilerlemenin önünü açacağını ekledi.

Müsteşar, "Belgrad-Priştine Diyaloğu sürecini destekliyoruz, hem Sırbistan'ı hem de Kosova'yı yapıcı bir şekilde etkileşime geçmeye teşvik etmeye devam edeceğiz" dedi.

Kuzey Makedonya ve Bosna-Hersek hakkında Müsteşar, ilgili reformların ve yükümlülüklerin uygulanmasının belirleyici olmaya devam ettiğini belirterek "Her iki ülkeyi de bu yolda desteklemeye hazırız" diye vurguladı.

Gürcistan

-------

Gürcistan hakkında Müsteşar, ne yazık ki hükûmetin seçimlerinin fiilen katılım sürecini askıya aldığını belirtti. Bununla birlikte, Gürcü halkının Avrupa özlemlerini desteklemeye devam etmemiz gerektiğini söyledi.

Türkiye

-----

Türkiye hakkında, ülkenin aday ülke olmaya devam ettiğini ve Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın AB-Türkiye ilişkilerinde bir durgunluk dönemi temsil etmediğini söyledi.

Aksine, Raouna bunun tam tersi olabileceğini açıklayarak "Konseyin kararı doğrultusunda, önceden karara bağlanan kıstaslara tam uyumla, kademeli, orantılı ve geri dönüşümlü olarak iş birlikçi ve karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki arayacağız" dedi.

Demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar, endişe verici bir şekilde %4'te kalan ODGP ile uyum, iyi komşuluk ilişkilerine bağlılık ve Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde Kıbrıs meselesinde somut ilerleme konularındaki ilerlemenin temel ön koşullar olmaya devam ettiğini belirten Müsteşar Raouna, Genişleme kurallarının istisnasız herkese uygulandığını ve bunun Birliğin güvenilirliğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.

AB-Birleşik Krallık ilişkileri

-----------------

AB-Birleşik Krallık ilişkileri hakkında Müsteşar, ilişkilerin verilimi bir yenilenme aşamasında olduğunu vurguladı. Günümüzün jeopolitik bağlamında, Birleşik Krallık gibi aynı değerleri paylaşan stratejik bir ortakla ilişkilerin güçlendirilmesinin kesinlikle gerekli olduğunu söyledi.

Geçen mayıs ayındaki ilk zirvenin önemli bir kilometre taşı olduğunu, olumlu bir ivme kazandırdığını ve o zamandan bu yana Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ile emisyon ticareti alanları dâhil önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Müsteşar, Dönem Başkanlığı'nın, Komisyon'un elektrik ticareti anlaşması için müzakerelere başlamasına yetki veren süreci tamamlamak üzere Konsey bünyesinde çalışacağını belirtti. Ayrıca vatandaş değişimleri için hayati önem taşıyan Erasmus+ programına yeniden entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladı.

Raouna, aynı zamanda savunma ve güvenliğin AB ve Birleşik Krallık için ortak öncelikler olduğunu, güvenlik ve savunma ortaklığı çerçevesi dâhil olmak üzere bu alanlarda iş birliğinin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.

Kıbrıs Dönem Başkanlığı süresince ikinci bir AB-Birleşik Krallık zirvesinin gerçekleşebileceğine dair işaretler bulunduğunu ekleyen Müsteşar Raouna, "Kurumsal rolümüz çerçevesinde ilgili süreci kolaylaştırmaya hazırız. Mevcut anlaşmaların ve protokollerin tam uygulanmasının gerekli bir ön koşul olduğunu söylemeye bile gerek yok" dedi.

Sonuç olarak Müsteşar, Kıbrıs Dönem Başkanlığı'nın başarısının sonuçlarla ve birlikte hareket etme kolektif yeteneğiyle değerlendirileceğini belirterek "Bu çabada Avrupa Parlamentosu hayati bir ortaktır. Avrupa'nın birliği gücümüzdür ve birlikte bunu hayata geçirmeliyiz" diye sözlerini tamamladı.

KHA/CP/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı