Kıbrıs Dönem Başkanlığı kapsamında gerçekleştirilen ikinci Tarım ve Balıkçılık Konseyi toplantısında ilerlemenin sürdüğü, Brüksel’deki toplantıların tamamlanmasının ardından Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı tarafından pazartesi günü yapılan açıklamada ifade edildi.

İspanya, Portekiz ve Kıbrıs’ta yaşanan son krizlere değinen Bakan, bu olayların çiftçilerin ve kırsal toplulukların giderek artan ve birbiriyle bağlantılı baskılarla karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu baskıların, eş güdümlü bir yaklaşımı ve dayanışmayı zorunlu kıldığını ifade etti. Komisyon ile yakın iş birliği içinde tüm mevcut kaynakların hızlı ve etkili bir yanıt için harekete geçirildiğini söyleyen Bakan, mart ayında yapılacak Tarım ve Balıkçılık Konseyi toplantısında, doğal afetlerle hayvan hastalıklarına verilen yanıtların yönetimi konusunda özel bir görüşme gerçekleştirileceğini duyurdu. Bu görüşmenin amacının, çiftçilere ve kırsal topluluklara daha güçlü ve zamanında destek sağlamak olduğunu vurguladı.

Dr. Panayiotou, oturumla ilgili değerlendirmesinde, tartışmaların Avrupa Birliği’nin (AB) stratejik özerkliğini güçlendirmek amacıyla gıda güvenliğinin artırılmasına odaklandığını söyledi. Bu çerçevede, tarım sektörüne sağlanan desteğin güçlendirilmesi, gıda tedarik zincirinde çiftçilere adil koruma sağlanması ve AB’nin küresel gıda güvenliğini desteklemede üstlendiği lider rolün pekiştirilmesi gibi konular ele alındı.

Bakan, 2027 sonrası Ortak Tarım Politikası (OTP) için sunulan teklifin, Kıbrıs Dönem Başkanlığı’nın Konsey’deki çalışmalarının temel taşı olmaya devam ettiğini vurguladı. Üye devletlerin ulusal OTP tavsiyelerinin, 2027 sonrasında uygulanacak tutarlı, iddialı ve geleceğe dönük bir tarım politikasını nasıl destekleyebileceğine dair ortak bir anlayış oluşturmak amacıyla görüş alışverişinde bulunulduğunu belirtti. Bu tavsiyelerin, üye devletlerin 2027 sonrasına yönelik ulusal ve bölgesel ortaklık planlarının hazırlanmasında merkezi bir rol oynayacağına; eşit rekabet koşullarının sağlanması için temel bir yönlendirme aracı olacağına ve ulusal ile bölgesel farklılıkların tam olarak gözetileceğine duyduğu güveni ifade etti.

Bakan, tavsiyelerin OTP’nin ana zorluklarına odaklanması gerektiğini belirtti: çiftlik gelirleri ve rekabetçilik, kuşak yenilenmesi, iklim ve çevre performansı, risk ve krizlere karşı dayanıklılık ile bilgiye, yeniliğe ve dijitalleşmeye erişim. Bununla birlikte, tavsiyelerin hukuken bağlayıcı olmayan stratejik araçlar olarak kalmasının önemine dikkat çekti. Açık politika rehberliği sunmaları, ancak bağlayıcı hâle gelmemeleri gerektiğini; esneklik, orantılılık ve yetki genişliği (subsidiarite) ilkelerinin korunmasının zorunluluğunu vurguladı. Tavsiyelerin zamanında yayımlanmasının, üye devletlere planlamanın erken aşamalarında bunları dikkate alma olanağı tanıyacağını ifade etti.

Bakanın aktardığına göre gündemin ikinci maddesi, Komisyon’un 1 Aralık 2027’de yayımlanan Haksız Ticaret Uygulamaları Direktifi değerlendirme raporuydu. Pazarlık gücündeki dengesizliklerin, çiftçileri ve küçük tedarikçileri haksız uygulamalara karşı hâlen savunmasız bıraktığı; bunun da gelir istikrarını ve ticari ilişkilere duyulan güveni olumsuz etkilediği ifade edildi. Birincil üreticilerin tedarik zincirindeki konumunun güçlendirilmesinin, çiftlik gelirlerinin güvence altına alınması için zorunlu olduğu ve OTP hedefleriyle tam uyumlu bulunduğu vurgulandı.

Komisyon raporunun, geç ödemelerin azaltılması, uygulamanın iyileştirilmesi ve tüm üye devletlerde asgari bir koruma düzeyinin sağlanması gibi ilgili Direktifin uygulanmasına ilişkin somut sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti. Ancak, hâlen devam eden zorlukların bulunduğunu ve mevcut araçların etkin kullanımının sağlanması için daha fazla değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Dr. Panayiotou ayrıca, artan jeopolitik gerilimler, çatışmalar ve iklim kaynaklı şokların tedarik zincirlerinde kesinti, yüksek gıda fiyatları ve gıda güvensizliği risklerini yükselttiği bir dönemde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nezdinde AB’nin liderlik rolünün stratejik öneminin de tartışıldığını aktardı. AB–FAO iş birliğinin stratejik boyutunun güçlendirilmesi ve Birliğin küresel gıda güvenliğindeki önceliklerinin ve değerlerinin daha etkin biçimde teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

2027 ortasında yaşanacak yönetim değişimi dolayısıyla, AB ve üye devletlerin FAO’nun en büyük katkıcıları arasında yer almasına rağmen, örgütün Genel Direktörlüğünü 50 yılı aşkın süredir bir Avrupalının üstlenmediğini belirtti. Bir sonraki Genel Direktörün AB’den olması gerektiğini, zamanında yapılacak hazırlıklarla ve stratejik eş güdümle böyle bir adaylığın başarı şansının yüksek olduğunu ifade etti.

Bakan, günü son derece verimli olarak nitelendirdi ve stratejik özerkliğin; Birliğin vatandaşlarını besleme kapasitesine, çiftçileri ve kırsal ile kıyı topluluklarını koruma gücüne ve uluslararası arenada kendinden emin bir biçimde hareket edebilmesine bağlı olduğunu söyledi. Kıbrıs Dönem Başkanlığı’nın, üye devletler ve Komisyon ile yakın iş birliği içinde, önümüzdeki aylarda tüm gündem maddelerinde anlamlı ilerleme sağlamak için yoğun çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.

KHA/CP/NST/MHY/2025

Kıbrıs Haber Ajansı