Avrupa Birliği (AB) Sağlık ve Hayvan Refahı Komiseri Olivér Várhelyi, cuma günü Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ve diğer yetkililerle yaptığı görüşmenin ardından, şap krizinden hızlı ve ağır kayıplar yaşanmadan çıkmanın tek yolunun, alınan önlemlerin ülke genelinde eksiksiz uygulanması ve AB kurallarına eksiksiz şekilde uyulması olduğunu vurguladı.
Várhelyi, hastalığın görüldüğü işletmelerde kuralların son derece açık ve sert olduğunu belirterek, bu çiftliklerdeki tüm hayvanların itlaf edilmesi gerektiğini, etlerinin kullanılamayacağını ve insan tüketimine sunulamayacağını ifade etti. Hastalığın tespit edildiği bölgelere, sektörle doğrudan ilgisi olmayan kişilerin kesinlikle gitmemesi çağrısında bulundu.
Komiser, çiftçiler, tarım ve hayvancılık camiası, Cumhurbaşkanı, Bakan ve milletvekilleriyle yaptığı tüm temaslarda verdiği ilk mesajın, AB’nin Kıbrıs’ın yanında olduğu yönünde olduğunu söyledi. Várhelyi, “Kıbrıs’ı ve Kıbrıslı çiftçileri bu krizle baş başa bırakmayacağız. Sürecin her aşamasında yanınızda olacağız” dedi.
İki hafta önce de adada bulunduğunu hatırlatan Várhelyi, bu kez hem önlemlerin uygulanmasında kaydedilen ilerlemeyi görmek hem de AB’nin çiftçilerin zararlarını karşılamaya destek vereceği mesajının herkes tarafından açık biçimde anlaşıldığından emin olmak için geri döndüğünü belirtti.
Várhelyi, AB’nin hastalığın ortaya çıkmasından sadece birkaç gün sonra adaya aşı gönderdiğini ve yerel veteriner hekimlerle birlikte çalışmak üzere bir AB veteriner ekibi görevlendirdiğini söyledi. Mücadelenin, bu ekiplerin yerel yetkililerle kurduğu iş birliği sayesinde yürütüldüğünü kaydetti.
Şap hastalığını “dünyadaki en tehlikeli hayvan hastalıklarından biri” olarak niteleyen Várhelyi, hastalığın son derece dayanıklı ve çok bulaşıcı olduğunu, ayrıca birçok farklı hayvan türüne yayılabildiğini vurguladı.
“Hayvan sağlığı açısından en güçlü ve en zorlu düşmanlardan biriyle mücadele ediyoruz” diyen Várhelyi, yalnızca çiftçilerin değil, ülke içinde dolaşan, hayvan taşıyan, tarım sektöründe çalışan herkesin ve hatta kırsal bölgelere ziyaret amacıyla giden kişilerin de kurallara uyması gerektiğini söyledi. Bunun; tüketicileri, çiftçileri, hayvanları ve Avrupa’nın geri kalanını korumanın tek yolu olduğunu belirtti.
Komiser, salgının görüldüğü işletmelerde bütün hayvanların itlaf edilmesi gerektiğini yineleyerek, bu hayvanların etlerinin kullanılamayacağını, imha edilmesi gerektiğini söyledi. Aynı şekilde, bu işletmelerde üretilen sütün de insan tüketiminde kullanılamayacağını ve yok edilmesi gerektiğini ifade etti.
Várhelyi, salgının görüldüğü çiftliklerin çevresinde hükümet tarafından 3 kilometrelik bir koruma bölgesi oluşturulması gerektiğini, bunun dışında da güçlendirilmiş biyogüvenlik önlemlerinin uygulanacağı 10 kilometrelik bir gözetim bölgesi bulunacağını anlattı.
Bu alanlara ve çevresine kimsenin gereksiz yere gitmemesi gerektiğini vurgulayan Várhelyi, “Enfekte olmuş bölgeleri herhangi bir nedenle ziyaret etmeyin; eğer orada yapmanız gereken zorunlu bir işiniz yoksa o noktadan uzak durun. Protesto eylemi bölgeye gitmeyin, röportaj yapmak için gitmeyin. Virüsü ayakkabınızın tabanında, kıyafetinizde ya da elinizde fark etmeden taşıyabilirsiniz. İnsanlar da çoğu zaman farkında olmadan bu virüsün taşıyıcısı olabilir” dedi.
Várhelyi, hayvanların aynı gün içinde itlaf edilmesi için yeterli süre bulunmaması hâlinde, havadaki virüs yükünü azaltmak amacıyla itlaf öncesinde aşı uygulanmasının da önemli olduğunu söyledi. Rüzgârın virüsü geniş alanlara taşıyabildiğini belirten Komiser, virüsün güneşe, yağmura, sıcağa ve soğuğa karşı son derece dayanıklı olduğuna dikkat çekti.
Hareket kısıtlamalarına da tam olarak uyulması gerektiğini belirten Várhelyi, riskli bölgelere girip çıkan kamyonların ancak tamamen dezenfekte edildikten sonra ayrılmasına izin verilmesi gerektiğini söyledi. Aynı şekilde, bu bölgelere giren ve çıkan herkesin de tam dezenfeksiyondan geçmesi gerektiğini kaydetti.
Geçen yıl Slovakya-Macaristan hattında da benzer görüntüler yaşandığını hatırlatan Várhelyi, bu hastalığın ortadan kaldırılmasının tek yolunun bu olduğunu ifade etti. Orada başarı sağlandığını, Kıbrıs’ta da aynı sonucun alınabileceğine inandığını belirten Komiser, bu kuralların bilime dayandığını, defalarca denendiğini ve uygulandığı bölgelerde virüsün kontrol altına alınarak sonunda tamamen ortadan kaldırılmasını sağladığını söyledi.
Hükûmetin, adanın hastalıktan etkilenmeyen diğer bölgelerinde başlattığı aşılama gibi ek tedbirlerle birlikte bu önlemlerin durumu kontrol altına almaya yardımcı olacağını belirten Várhelyi, yeni vakaların önlenmesi gerektiğini ve mevcut riskin bugün göründüğünden daha yüksek olduğunu vurguladı.
Resmî verilere göre ülkenin toplam hayvan varlığının yüzde 34’ünü barındıran Larnaka Kazası’na ilişkin değerlendirmede bulunan Várhelyi, hastalıktan etkilenen alanın bunun tamamı olmadığını, ancak hastalıkla etkili biçimde mücadele edilmezse tüm adanın enfekte olabileceğini söyledi. Bunun da adadaki tüm hayvan varlığının kaybedilmesi anlamına geleceğini ifade etti.
AB’nin tazminat konusunda da Kıbrıslı yetiştiricilerin yanında olacağını belirten Várhelyi, aşıların ve veteriner hekimlerin adaya ulaştırıldığını hatırlattı. İtlaf edilen hayvanlar, hayvan kadavralarının imhası, etin imhası, süt ve süt ürünlerinin yok edilmesi için mali destek verileceğini kaydeden Komiser, hükümetten alınacak rapora göre ekonomik kayıplar için de tazminat sağlanacağını söyledi. Kıbrıs yeniden virüsten arî statü kazanmasının ardından, adadaki hayvan varlığının yeniden oluşturulmasına da destek verileceğini ekledi.
Hükûmetin etkin kontrolü altında olmayan bölgelere ilişkin bir soru üzerine Várhelyi, Avrupa Komisyonunun bu bölgenin de hastalıkla mücadelesine destek verdiğini söyledi. Bu bölgelere de virüs yükünü azaltmak amacıyla aşı gönderildiğini belirten Komiser, baş veteriner hekimler aracılığıyla sürekli temas hâlinde olduklarını ve adanın yeniden virüsten arındırılması için çabaları eş güdüm içinde yürütmeye çalıştıklarını ifade etti.
İşgal altındaki bölgelerde hayvanların itlaf edilmediği yönündeki yorum üzerine ise Várhelyi, orada farklı bir strateji izlendiğini söyledi. “Onlar Avrupa Birliği’nin parçası değil. Biz şimdi kendi kurallarımızın etkinliğini ve çok daha yüksek güvenlik düzeyini anlatmaya, onları ikna etmeye çalışıyoruz. Umarım bunu başarırız” dedi.
Çiftçilerin toplantılarının ya da protestolarının virüsün yayılmasını önlemek amacıyla yasaklanıp yasaklanmayacağı sorusunu da yanıtlayan Várhelyi, etkilenmemiş bir bölgeden protesto için hastalığın görüldüğü bir alana giden ve daha sonra kendi sürüsüne dönen bir çiftçinin büyük olasılıkla kendi hayvanlarına da virüs bulaştıracağını söyledi. “Lütfen kısıtlama getirilen ya da gözetim altında tutulan alanlardan uzak durun. Orada zorunlu işi olmayan kişiler gitmesin. Protesto, kusura bakmayın ama mutlak surette gerekli bir faaliyet değildir” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs hükûmetinin taleplerine ilişkin de konuşan Várhelyi, yürürlükteki kuralların ele alındığını ve bu kuralların üye devletler açısından ne anlama geldiğinin Lefkoşa’da da açık biçimde anlaşıldığına inandığını söyledi.
Komiser, hükûmetin gündeme getirdiği seçeneklerden birinin, hâlen hastalıktan etkilenen coğrafi bölgenin dışında kalan ve etkilenmemiş işletmelerde ek önlemler uygulanarak çiftliklerin farklı birimlere ayrılması olduğunu anlattı. Buna göre; her birim için üç hafta boyunca kesintisiz virüsten arî statü sağlanması, tüm hayvanların laboratuvar testinden geçirilmesi, birimler arasında fiziksel bariyerler kurulması, her birimde farklı personelin görev yapması ve her birim için ayrı yem zinciri oluşturulması gibi sıkı biyogüvenlik şartlarının yerine getirilmesi gerekecek.
Várhelyi, ilk değerlendirmelerinin bu seçeneğin uygulanabileceği yönünde olduğunu, ancak sonucun büyük ölçüde sahadaki uygulamaya bağlı bulunduğunu söyledi. Hükûmet bu imkânı çiftçilere tanırsa, bütün koşulların eksiksiz karşılanması ve sahada da tam olarak uygulanmasının güvence altına alınması gerektiğini belirten Komiser, Avrupa Komisyonunun bu sürecin uygulanmasında hükümete destek vermeye hazır olduğunu kaydetti.
İlk kez 20 Şubat’ta bildirilen şap salgınının ardından, Larnaka bölgesindeki çeşitli hayvancılık işletmelerinde sığır ve koyunlar dâhil binlerce hayvan etkilendi. Bu gelişme, adanın işgal altındaki bölgelerinde geçen aralık ayında görülen şap vakalarının ardından yaşandı. Yetkililer, virüsü kontrol altına almak için ülke çapında hayvan aşılama kampanyası yürütürken, AB kuralları enfekte bölgelerdeki tüm hayvanların itlaf edilmesini zorunlu kılıyor. Bu durum, hayvancılık ve diğer tarımsal ekonomik faaliyetlerde ciddi sonuçlar doğuruyor. Kıbrıs’ın başlıca tarımsal ihraç ürünü olan hellim peyniri ise salgından etkilenmedi. Uzmanlar, şap hastalığının insanlar açısından tehlikeli olmadığını yineliyor.
KHA/NST/2026
Kıbrıs Haber Ajansı