Rumlara ait taşınmazların işgal altındaki bölgelerde usulsüz şekilde kullanılmasıyla ilgili davada yargılanan Alman emlakçı Eva Izabella Kiunzel’in şartlı tahliye talebinin görüşülmesi pazartesi günü yeniden ertelendi. Dava, Lefkoşa Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
Savunma makamının sanığın tahliyesine ilişkin talebi, iddia makamının itirazını sunmuş olmasına karşın, 18 Mart 2026 saat 09.00’da ele alınmak üzere ertelendi. Sanık bu tarihe kadar tutuklu kalacak.
Tahliye meselesi geçen ocak ayından bu yana gündemde bulunuyor. Savunma tarafı, ortaya çıkan ek veriler nedeniyle konunun artık yeni bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Erteleme kararı, iddia makamı adına mahkemede bulunan Anna Matthaiou’nun bugünkü duruşmada talep hakkında sözlü sunum yapmaya hazır olmadığını bildirmesi üzerine verildi. Mahkeme, yargılamada zaman kaybını önlemek amacıyla konunun bir sonraki celsede ele alınmasını önerdi.
Buna karşılık sanığın avukatı Sotiris Argyrou, Merkezi Cezaevi’nde müvekkiliyle yaptığı görüşmeler sırasında ciddi sorunlarla karşılaştığını belirterek sert tepki gösterdi.
Argyrou, mahkemede yaptığı açıklamada, müvekkiliyle her görüşme girişiminde zorluk yaşadığını, randevu alıp erken gitmesine rağmen uygun görüşme alanı bulunmadığını ve gardiyanların yanında oturmak zorunda kaldıklarını söyledi. Saat 14.00 için tercümanla randevu ayarladıklarını ancak sanığın saat 15.00’te getirildiğini kaydeden Argyrou, müvekkiline teslim ettiği yazışmaların da kontrolden geçirilmek üzere alıkonulduğunu ve ancak dört gün sonra verildiğini ifade etti. Argyrou,
Tanıklar dinlendi
————-
Pazartesi günkü duruşmada iddia makamı tanıklarının dinlenmesine de devam edildi.
İlk tanık olarak Agios Amvrosios Muhtarı Pantelis Ttofis ifade verdi. Tanık, Aza Meclisi tarafından tutulan arazi sahipleri kayıtlarını incelediğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1974’teki Türk istilasına kadar Agios Amvrosios’taki tüm arazi parsellerinin Rumlara ait olduğunun görüldüğünü söyledi.
Ttofis, “Türk toplumuna ait tek bir arazi parçası dâhi yoktu” dedi.
Dava konusu parselle ilgili olarak ise söz konusu taşınmazın Kilise’ye ait olduğunu, hiçbir zaman satılmadığını ve üzerine yapı inşası için herhangi bir onay verilmediğini ifade etti.
Tanığın sorgusu sırasında, iddia makamının Rum sakinlerin ayrılmasının ardından köyde kimlerin yaşamaya başladığına ilişkin soru yöneltmesi üzerine savunma itiraz etti. Argyrou, müvekkilinin belirli bir parselle ilgili suçlamalarla karşı karşıya olduğunu, bu sorunun ise önyargı oluşturmayı amaçladığını savundu.
İddia makamı temsilcisi Matthaiou ise sorunun davayla ilgili olduğunu ve amacının yargılamanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkacağını söyledi.
Mahkeme Başkanı Nikolas Georgiades, önyargı iddiasını reddederek, mahkemenin davayı yürürlükteki hukuk çerçevesinde değerlendirdiğini belirtti.
Tanık ayrıca, 15 Eylül 1974’te köyde kalan 155 mahsur sakinin de ayrılmasının ardından Agios Amvrosios’a Kıbrıs Türk toplumuna mensup kişilerin yerleştirildiğini anlattı.
Geçiş noktalarının açılmasından bu yana köyü onlarca kez ziyaret ettiğini söyleyen Ttofis, işgal altındaki bölgelerde “açık şekilde bir yapılaşma sürecinin” yaşandığını, özellikle Agios Sinti bölgesinde “binlerce turistik birim” inşa edildiğini ve bölgede yoğun bir yapılaşma bulunduğunu dile getirdi.
Çapraz sorguda Argyrou, Agios Amvrosios Kilisesi’ne ait görünen taşınmazın müvekkiline suçlama yöneltildiği sırada “beyan edilmemiş” olduğunu ve Temmuz 2024’ten sonra Kilise’ye geçtiğini öne sürdü.
Tanık ise bu iddiayı reddederek parselin 1974 öncesinde de Kilise’ye ait olduğunu ve bugün de aynı şekilde Kilise’nin mülkiyetinde bulunduğunu söyledi.
Dijital deliller ve Instagram itirazı
—————
İkinci tanık olarak Polis Siber Suçlarla Mücadele Biriminde görevli bir polis memuru ifade verdi.
İddia makamı, arazi geliştirme şirketi Kayim Group’un internet sitesinden alınan materyaller, geliştirme projelerine ait fotoğraflar, planlar, üç boyutlu görseller ile konutların iç ve dış görüntülerine ilişkin videoları içeren dijital disk üzerinde durdu.
Mahkemede aktarılan bilgilere göre diskte, şirketin çeşitli projelerine ilişkin bilgilerin bulunduğu beş elektronik klasör yer alıyor. Bunlar arasında sanığın tanıtımını yaptığı ileri sürülen proje de bulunuyor.
Tanık, sanığın Instagram hesabıyla bağlantılı bağlantılardaki içeriklerin tespiti ve kaydedilmesine ilişkin işlemlerden söz edince savunma itiraz etti.
Argyrou, bu işlemlerin dava dosyaya girdikten sonra ve iddia makamının yönlendirmesiyle yapıldığını, bunun da başka bir tanığın ifadesinden doğan boşlukları kapatma amacı taşıdığını öne sürdü.
Savunmaya göre bu işlemler, kuvvetler ayrılığına ilişkin anayasal hükümlere aykırılık oluşturuyor.
Buna karşılık Matthaiou, bunun bir boşluk tamamlama girişimi değil, önceki bir tanığın çapraz sorgusunda tartışmalı hale gelen hususların ispatına yönelik bir çaba olduğunu söyledi. Özellikle Instagram paylaşımlarının İngilizceye otomatik çevrilmesi meselesine dikkat çeken Matthaiou, Almanca özgün metnin dosyaya sunulmasının çevirinin doğruluğunu kanıtlamak açısından gerekli olduğunu belirtti.
Matthaiou ayrıca, yargılama sırasında bu tür delillerin sunulmasını yasaklayan anayasal ya da başka bir düzenleme bulunmadığını ifade etti.
Dava, 18 Mart’ta tahliye talebinin görüşülmesiyle devam edecek.
KHA/ELA/NST/2026
Kıbrıs Haber Ajansı