Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesinin (EESC) Kıbrıs’ın Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı çerçevesinde Lefkoşa’da düzenlediği özel çalışma grubu toplantısında, iklim değişikliğinin özellikle kırılgan haneler üzerindeki etkisinin ciddi boyutlara ulaşmasının beklendiği vurgulandı.
Toplantının ilk bölümünde, “İklim Değişikliği ve Emek: Eylemin ve Eylemsizliğin Maliyetleri (Climate Change and Labour: Costs of Action and Inaction)” başlıklı sunumuyla Kıbrıs Enstitüsünde (The Cyprus Institute) profesör ve vekil direktör olarak görev yapan Theodoros Zachariadis, iklim değişikliğinin çalışma hayatına etkilerini ele aldı.
Zachariadis, iklim değişikliğinin hem eylem hem de eylemsizlik maliyetlerini ortaya koyarken, ısı stresinin çalışanın sağlığına zarar verdiğini ve sosyal adaleti zayıflattığını belirtti. Araştırmalara göre, sıcaklığın 20 santigrat derecenin üzerine çıktığı her bir derece için iş gücü verimliliği yüzde 2 ila 3 oranında azalıyor.
Artan sıcak hava dalgalarının Kıbrıs’ta hem açık hem de kapalı alanlarda çalışanlar için riskleri artırdığını söyleyen Zachariadis, özellikle dış mekân işlerinde olumsuz etkinin daha belirgin olduğuna dikkat çekti.
Kıbrıs İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SEK) Genel Sekreteri Andreas Matsas ise sendikalar ile Çalışma İlişkileri Dairesi arasında çalışanların ısı stresinden korunmasına yönelik varılan uzlaşıya değindi. Matsas, işverenlerin belirli sürelerde mola verme ya da çalışmayı durdurma yükümlülüğü bulunduğunu, bu sürecin Çalışma Teftiş Dairesi tarafından denetlendiğini ifade etti.
Matsas ayrıca, enerji bağımsızlığı yönünde başlatılan çabalara rağmen jeopolitik gelişmelerin öncelikleri yeşil kalkınmadan savunma ve askerî politikalara kaydırdığına işaret etti. Yeşil ekonominin “şeytanlaştırılmaya” çalışıldığını savunan Matsas, bu yaklaşımın AB politikalarında bir değişime yol açıp açmayacağının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Senaryolar ve maliyetler
-----------
Zachariadis, iklim politikalarının özellikle kırılgan haneler üzerinde maliyet yarattığını ve hem ülkeler arasında hem de toplum içinde eşitsizlikleri artırdığını belirtti. Düşük gelirli ülkelerin, zengin ülkelerin yüksek tüketimi nedeniyle daha fazla biyolojik çeşitlilik kaybı yaşadığını, aynı zamanda iklim değişikliğinin elektrik, gıda ve sağlık maliyetlerini artırarak ülke içinde eşitsizliği derinleştirdiğini ifade etti.
Verilere göre, herhangi bir önlem alınmaması durumunda iklim değişikliğinin Kıbrıs ekonomisine maliyeti 2050’ye kadar 18,3 milyar avroya, 2100’e kadar ise 90 milyar avronun üzerine çıkabilir. En büyük kayıpların turizm, kamu sağlığı, iş gücü verimliliği, enerji tüketimi ve tarım alanlarında görülmesi bekleniyor.
Buna karşılık, uyum yatırımlarının ekonomik açıdan daha avantajlı olduğu vurgulandı. 2050’ye kadar yaklaşık 4,1 milyar avroluk yatırımın yeterli olacağı, bunun da toplam Gayrisafi yurtiçi hasıla, GSYİH’nin yaklaşık yüzde 0,5’ine karşılık geldiği belirtildi. Bu yatırımlar yapılmadığı takdirde zararların 2050’ye kadar en az 3,5 kat, 2100’e kadar ise 20 kat artabileceği kaydedildi.
Hâlihazırda planlanan projelerin toplam değerinin yaklaşık 1,2 milyar avro olduğu, bu nedenle 2,9 milyar avroluk yatırım açığı bulunduğu ifade edildi.
Zachariadis, yeşil dönüşümün uzun vadede kazanç sağlayacağını belirterek, fosil yakıt ithalatının azalmasından elde edilecek faydaların, güneş panelleri ve elektrikli araçlar gibi teknolojilerin maliyetini dengeleyeceğini söyledi. Ayrıca iklim değişikliğine uyum politikalarının, özellikle soğutma imkânlarına erişimde yaşanan enerji yoksulluğunu hafifletebileceğini dile getirdi.
Politika yapıcılar için en büyük zorluklardan birinin, yeşil dönüşümün faydalarını toplum geneline yaymak olduğunu vurgulayan Zachariadis, bunun daha düşük enerji maliyetleri ve kırılgan kesimler için daha yüksek dayanıklılık anlamına geldiğini sözlerine ekledi.
KHA/MI/NST/MHY/2026
Kıbrıs Haber Ajansı