Oxford Üniversitesi Ashmolean Müzesinin "The Making of a Goddess" (Bir Tanrıçanın Yaratılışı) adlı sonbahar sergisinde, Kıbrıs’tan getirilen eski eserler ilk kez ülke dışında sergilenecek. Sergi, Aphrodite’in Kıbrıs’taki en erken kökenlerinden günümüze kadar uzanan 5 bin yıllık yolculuğunun ve geçirdiği dönüşümlerin izini sürüyor.

Oxford Üniversitesinin basın bültenine göre, Ashmolean Müzesinin sonbahar sergisi, "antik dünyan en kalıcı kültürel ikonlarından birini" inceliyor.

Açıklamada, arkeoloji, heykel, resim, çağdaş sanat ve modayı bir araya getiren "The Making of a Goddess" sergisinin, Aphrodite’in Doğu Akdeniz’deki en erken kökenlerinden antik Yunan ve Roma dünyalarına, Rönesans Avrupası'ndan günümüzde ona karşı duyulan ilginin devamına kadar olan yolculuğunu ve geçirdiği dönüşümleri ele aldığı belirtildi.

Öne çıkan eserler arasında Kraliyet Koleksiyonu'ndan çömelmiş Aphrodite heykeli (M.S. yaklaşık 199), Louvre Müzesinden ödünç alınan Capitoline Venus (M.S. yaklaşık 160), Berlin’deki Gemäldegalerie’den Botticelli’nin Venus tablosu (yaklaşık 1490), Yves Klein ve Michelangelo Pistoletto’nun modern eserleri ile Beyoncé’nin giydiği Jonathan Anderson tasarımı Loewe elbisesi yer alıyor.

Açıklamada, "Bunlara, birçoğu daha önce ülke dışında hiç sergilenmemiş olan Kıbrıs’tan gelecek olağanüstü ödünç eserler de eşlik edecek" denildi.

Aphrodite’in hikâyesinin, tanrıça olarak ortaya çıktığı ve Ege’den gelen Yunan ziyaretçiler ile göçmenlerin onunla ilk karşılaştığı ada olan Kıbrıs’ta başladığı ifade edildi. Homer, Hesiod, Euripides, Ovid ve Virgil gibi antik dünyanın büyük yazarları tarafından defalarca anlatılan ve Aphrodite’i ünlü yapan efsanelerin de bu kökenlerden doğduğu belirtildi. Yazarlar, tanrıçanın denizden doğuşunu, Troya Savaşı'na yol açan Paris’in Seçimi’ndeki rolünü, yakışıklı Adonis’e ve soyundan gelenlerin Roma’yı kurduğu troyalı savaş kahramanı oğlu Aeneas’ın babası Anchises’e olan aşkını aktarmıştı.

Sergi, bu mitleri antik vazolar, heykeller, mücevherler ve Aphrodite’i bir teknede yelken açarken gösteren Tunus’tan kalma Louvre Müzesindeki mozaik (M.S. 200–250) gibi diğer "göz alıcı eski eserler" aracılığıyla inceliyor.

Sergide ayrıca tanrıçanın antik Kıbrıs’taki tapınımının ve Doğu Akdeniz’de tapınılan Astarte ve Ishtar gibi çok daha eski dişi tanrıça geleneklerinden nasıl evrildiğinin ele alındığı, bu evrimin Kıbrıs’ı Yakın Doğu, Mısır ve Yunan dünyasına bağlayan yüzyıllar süren kültürel etkileşimi takip ettiği aktarıldı.

Basın bültenine göre ziyaretçiler, sergideki en eski objelerden biri olan ve yaklaşık M.Ö. 1200 yılına tarihlenen, Ashmolean Müzesi koleksiyonundaki benzersiz bir bakır alaşımlı heykelcik ile Aphrodite’in bilinen en eski tasvirini görebilecek.

Açıklamada, Kıbrıs’tan ve önemli uluslararası koleksiyonlardan alınan olağanüstü ödünç eserlerle oluşturulan Aphrodite tapınağı canlandırmasının, Aphrodite’e ada genelinde nasıl her şeye gücü yeten bir tanrıça olarak tapınıldığını ve antik Kıbrıs sanatında şaşırtıcı biçimlerde nasıl tasvir edildiğini göstereceği belirtildi.

Rönesans döneminde yeniden keşfedilen bu tür antik Venus heykellerinin nesiller boyu sanatçılara, koleksiyonculara ve hükümdarlara ilham verdiği, serginin ise imajı uzun süredir toplumun kadın, kadınsılık ve kadın güzelliği hakkındaki değişen fikirlerinin odağı olan Aphrodite’in modern ve çağdaş vizyonlarıyla sona erdiği ifade edildi.

Serginin küratörlüğünü Kıbrıs arkeolojisi ve Kıbrıs’ın dişi tanrıçaları konusunda önde gelen uzmanlardan Dr Anja Ulbrich üstleniyor.

Anja Ulbrich, "Kıbrıs, öğrencilik yıllarımda arkeoloji okurken ilgimi çekmeye başladı ve kariyerimin büyük bölümünü adanın antik kültürünü, dinî geleneklerini ve Akdeniz bağlarını keşfederek geçirdim. Aphrodite çalışmalarımın merkezinde yer aldı. Bu sergi, antik Kıbrıs’ta tapınılan bir tanrıçanın insanlık tarihinin en kalıcı ve tanınabilir figürlerinden biri haline gelişinin olağanüstü hikâyesini anlatmak için uzun yıllardır incelediğim ve hayranlık duyduğum eski eserleri ve Avrupa sanatını bir araya getiriyor" dedi.

Ashmolean Müzesi Müdürü Dr Xa Sturgis CBE, "katkıları paha biçilemez olan Kıbrıs Eski Eserler Dairesi başta olmak üzere bu serginin gerçekleşmesine yardımcı olan many institutions ve meslektaşına" teşekkürlerini sundu.

Xa Sturgis, "Avrupa ve Kuzey Amerika’dan gelen olağanüstü ödünç eserleri kendi koleksiyonumuzdaki objelerle bir araya getiren sergi, 5 bin yılı aşkın bir tarihin izini sürerek Aphrodite’e dair heyecan verici bir bakış açısı sunuyor" diye ekledi.

Sergi, 8 Ekim 2026 ile 11 Nisan 2027 tarihleri arasında açık kalacak.

KHA/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı