Avrupa Parlamentosu üyeleri, salı günü Strasbourg'da düzenlenen Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda Kıbrıs Dönem Başkanlığı’nın faaliyet programının sunumu sırasında yaptıkları konuşmalarda, Kıbrıs sorununun Avrupa Birliği (AB) desteğiyle çözülmesi ve Avrupa'nın stratejik özerkliğinin teşvik edilmesi çağrısında bulundular.
Avrupa Halk Partisi (EPP) Başkanı Manfred Weber, grup adına yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın dönem başkanlığını, güçlü bir Avrupa'ya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan bir dönemde devraldığını, Kıbrıs'ın bölgeyle köprü kurucu rolünü üstlendiğini, dönem başkanlığının Avrupa için büyük umutlar getirdiğini söyledi.
Kıbrıs sorununun bir Avrupa sorunu olduğunu belirten Weber, "Birleşik bir Kıbrıs olmadan birleşik bir Avrupa olamaz, sizin yanınızda Avrupa Halk Partisi vardır" dedi.
Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) grubu adına konuşan Kıbrıslı Milletvekili Costas Mavrides, mevcut zorluklar için AB'nin stratejik rolüyle bütüncül bir yaklaşımın gerekli olduğunu ifade etti.
Mavrides şöyle dedi:
“Kıbrıs Dönem Başkanlığı, pratikte güç anlamına gelen AB'nin stratejik özerkliğine, dışarıda uluslararası hukuka saygıya ve Birlik içinde sosyal uyuma, konut ve enerjiyle başlayarak haklı olarak odaklanıyor. Göreve geldiğinizden beri, Kıbrıs'ın gerçekten de AB'nin Orta Doğu ve ötesine açılan köprüsü olduğunu da gösterdiniz.”
“Ancak Sayın Başkan bu, ilkelerde tutarlılık ve dayanışma gerektiriyor; bu nedenle Avrupalı vatandaşlar soruyor: Ukrayna'da uluslararası hukuk ihlal edildiğinde, ihlal edene emsalsiz yaptırımlar uygulayarak karşılık verdik. Türkiye'nin Kıbrıs'taki Avrupa Birliği (AB) topraklarını yasa dışı işgalinde neden aynısını yapmadık, bu uluslararası hukukun ve AB Temel Haklar Şartı'nın ihlali olmasına rağmen? AB dışındaki kaynaklardan artan arzı, stratejik özerkliğimiz ve Birlik içindeki sosyal uyumla nasıl birleştireceğiz?” diye sordu.
“Güçlü, sosyal ve birleşik bir Avrupa’ya inanıyoruz ve önümüzdeki altı ay boyunca sizinle birlikte çalışacağız” diye belirtti.
Avrupa İçin Vatanseverler grubundan Kinga Gál, Göç Anlaşması'nın reddedilmesi gerektiğini, Ukrayna'da yeni bir anlatıya ihtiyaç duyulduğunu ve ABD öncülüğündeki barış görüşmelerine destek verilmesi gerektiğini söyledi.
Gál, Kıbrıs’ın jeostratejik konumu nedeniyle çok önemli bir rol oynayabileceğini ancak işgalci Türkiye tarafından tehdit edildiğini de kaydetti ve şöyle dedi:
“Avrupa’nın sadece Ukrayna, Gazze, İran, Venezuela, Honduras’la ilgilenmesi, kendi çocuklarıyla, kendi topraklarıyla, kendi üye devletleriyle, Avrupa Konseyi’ne başkanlık eden ülkeyle ilgilenmemesi utanç verici. Kıbrıs’ın özgürleştirilmesi tüm Avrupalıların görevidir.”
Renew Europe’tan Dan Barna, genişlemenin AB’nin en stratejik araçlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek, aday ülkelerle müzakerelerin başlatılması ve liyakatin tanınması gerektiğinin altını çizdi.
Sol Parti'den (GUE/NGL) Giorgos Georgiou (Kıbrıs), AB'nin önceliklerinin büyük üye devletler tarafından, politikalarının ise özel sektör tarafından belirlendiğini söyledi.
Georgiou, Kıbrıs sorununun çözümü olmadan bölgede istikrarın sağlanamayacağını belirterek, hukukun üstünlüğüne saygı ve yolsuzluk gibi konuların ele alınması gerektiğini vurguladı; "Güvenilirliğimiz, dayanışmaya ve uluslararası hukukun aktif savunmasına bağlıdır" diye belirtti.
ESN'den René Aust, önceki enerji politikalarının bir sonucu olarak Avrupa'da sanayi temelinin kaybından bahsetti ve güvenilir uzun vadeli kararlarla nükleer enerjiye geri dönülmesi çağrısında bulundu.
"Tekrar üretime başlamamız gerekiyor ki tekrar çalışmaya başlayabilelim, tekrar düzgün gelirler elde edebilelim, kıtamızın bir geleceği olsun" diye vurguladı.
Bağlantısızlar Partisi Milletvekili Fidias Panayiotou, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünün AB'nin en önemli önceliği olması gerektiğini söyledi.
“Biz, 51 yıldır Türkiye tarafından aktif olarak işgal edilmiş bir üye devletiz. Kıbrıs Dönem Başkanlığı, AB'nin nihayet Kıbrıs sorununu en öncelikli konuları arasına alması için bir fırsattır" dedi.
KHA/MG/MHY/2026
Kıbrıs Haber Ajansı