Kuruluşundan altmış iki yıl sonra, Zorunluluk Hukuku (Law of Necessity), Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işleyişinin temel taşlarından biri olmaya devam etmekte ve 1960 Anayasası'nda öngörülen Kıbrıslı Türklerin katılımı olmaksızın devlet organlarının çalışmasını mümkün kılmaktadır.

Dr. Christos Papastilianos (Lefkoşa Üniversitesi Kamu Hukuku Doçenti), Zorunluluk Hukuku'nun 1963 olayları sonrası Kıbrıslı Türklerin hükûmetten, Temsilciler Meclisi'nden ve kamu yönetiminden çekilmesiyle ortaya çıkan işleyiş krizine bir yanıt olarak doğduğunu belirtiyor. Alınan kararla Yüksek Mahkeme, "devlet organlarının bileşiminin, katı kurallara uyulması hâlinde bu organları işlevsiz kılacak düzeyde etkileyemeyeceği" ilkesini benimsedi.

Uzman, bu doktrinin zaman boyutu taşıdığını ve "iki toplum arasındaki bölünme çözülene kadar geçerli kalacağını" vurguluyor. 1990'lardan itibaren ise doktrinin kapsamı genişletilerek milletvekili sayısının belirlenmesi ve anayasa değişiklikleri gibi konulara da uygulandı. Bu durum, "Zorunluluk Hukuku'nun giderek asıl amacını aştığı ve Devletin, Yönetim Biçiminin ve nihayetinde Anayasa'nın kendisinin yeniden tanımlanmasına yol açtığı" uyarısını beraberinde getiriyor.

Dr. Kostas Paraskeva (Kıbrıs Üniversitesi Kamu Hukuku ve İnsan Hakları Doçenti), doktrinin uzun süreli uygulanmasının anayasal mimariyi değiştirdiğini ve iki toplumlu yapıya bağlı kurumsal denge mekanizmalarını zayıflattığını ifade ediyor. "1964'ten bu yana Zorunluluk Hukuku anayasal yaşamımızı belirlemektedir" diyen Paraskeva, Kıbrıslı vatandaşın "başlangıçta geçici sayılan ancak kalıcı hâle gelme eğiliminde olan" bu durum karşısında büyük bir fedakârlık yaptığı görüşünü öne çıkarıyor.

Dr. Antonios  Stylianou (Lefkoşa Üniversitesi Hukuk Öğretim Görevlisi), meselenin uluslararası boyutuna dikkat çekiyor. İbrahim davası, "devletin kurtuluşu en yüce yasadır" ilkesine dayanarak uluslararası düzeyde bir referans noktası oldu. BM Güvenlik Konseyi'nin 186 sayılı kararı ve AİHM de Kıbrıs'taki bu özel durumu tanıdı.

Stylianou, doktrinin "açık çek" anlamını taşımadığını; zorunlu ihtiyaç, başka çözüm bulunmaması, orantılılık ve geçicilik koşullarını gerektirdiğini vurguluyor. "Kıbrıs Cumhuriyeti onları dışlamadı; Kıbrıslı Türkler kendileri çekildi" diyen Stylianou, iki toplumlu anayasal çerçevenin korunmasının uluslararası statü açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor.

Uzman hukukçuların belirttiği üzere altmış iki yıl sonra Zorunluluk Hukuku, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasa tarihinin en özgün bölümlerinden biri olarak kalmaya devam ediyor.

KHA/DA/NST/MHY/2026

Kıbrıs Haber Ajansı