Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 1 Aralık 2024–30 Kasım 2025 dönemini kapsayan raporunda, Kıbrıs’ta süregelen bölünmüşlüğün adanın her yerinde yaşayan insanların insan haklarından yararlanması üzerinde olumsuz etki yaratmayı sürdürdüğünü belirtti.

Raporda, her iki tarafa da “son siyasi çabayı değerlendirmeleri ve Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünü hedefleyen resmî müzakerelere geri dönme yönündeki çabalarını yenilemeleri” çağrısı yapıldı. Aksi hâlde, adadaki herkes için insan haklarını ilerletmeye yönelik anlamlı bir ilerleme kaydedilmesinin mümkün olmayacağına dikkat çekildi.

Raporda, adanın “kuzey kesimindeki” durumun izlenmesi ve raporlanmasının “sınırlı kaldığı”, sivil toplumda müzakere yoluyla bir çözümün mümkün olup olmadığına ilişkin süregelen şüphelere rağmen müzakerelerin ve yeniden birleşme sürecinin başlatılması yönündeki çağrıların devam ettiği kaydedildi.

Raporda ayrıca Kıbrıs’taki insan hakları sorunlarına ilişkin genel bir değerlendirme yapıldı. Bu kapsamda; yaşam hakkı ve kayıp kişiler meselesi, ayrımcılık yapmama ilkesi, hareket özgürlüğü ve sığınma hakkı, mülkiyet hakları, din veya inanç özgürlüğü ile kültürel haklar, düşünce ve ifade özgürlüğü, eğitim hakkı ve barış sürecinde toplumsal cinsiyet ile gençlik perspektifinin benimsenmesinin önemi gibi başlıklara yer verildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin raporunda, siyasi düzeyde iki toplum liderlerinin; dört geçiş noktasının açılması, mayın temizleme çalışmaları, gençlik konusunda teknik komite kurulması, çevre ve iklim değişikliği girişimleri, tampon bölgede güneş enerjisi uygulaması ve mezarlıkların temizlenmesi dâhil olmak üzere Güven Artırıcı Önlemler üzerinde uzlaştıkları hatırlatıldı.

Raporda, kayıp kişilerin ailelerinin, Kıbrıs’taki Kayıp Kişiler Komitesi’nin kontrolü dışında kalan önceki raporlama zorlukları nedeniyle kayıpların aranmasında kaydedilen yavaş ilerlemeden duydukları hayal kırıklığını dile getirdikleri belirtildi. Çalışma Grubu’nun ise birçok önerinin kısmen ele alındığını ya da hiç ele alınmadığını tespit ettiği ifade edildi.

Raporda, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin, ailelerin sevdiklerinin akıbetine ilişkin gerçeği öğrenme hakkının hayata geçirilmesine yönelik çabaları hızlandırmayı amaçlayan yeni stratejiyi memnuniyetle karşıladıklarına işaret edildi. Ayrımcılık konusunda ise karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık edinme süreçlerinde gecikmelerle karşılaşmaya devam ettiği, bunun da Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımı, temel hizmetlere erişimi ve eğitim olanaklarını sınırladığı vurgulandı.

Agios Dometios geçiş noktasındaki uzun bekleme sürelerinin bazı kişileri geçiş denemesinden caydırdığı, bunun orantısız biçimde kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Türkleri ve Maronitleri etkilediği belirtilerek serbest dolaşımın sorunlu olmaya devam ettiği bildirildi.

Raporda, uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilerin Kıbrıs’ın kuzeyinden, risk altında olabilecekleri ülke veya bölgelere geri gönderilmesine ilişkin en az 32 vakanın kayda geçtiği de aktarıldı.

Mülkiyet meselesinin bir gerilim kaynağı olmaya devam ettiği belirtilen raporda, yargının bazı kişilerin adanın süregelen bölünmüşlüğünden kaynaklanan fiilî ve hukuki temeli olmayan bir durumu istismar ettiğini değerlendirdiği ifade edildi. Her iki taraftaki tutuklamaların iki taraf arasındaki geçişleri caydırdığı ve toplumlar arası teması daha da sınırladığı kaydedildi.

Eğitim alanında ise ayrıştırıcı söylemlerin ada genelindeki okullarda sürdüğü, bu nedenle barış eğitiminin teşvik edilmesinin zorunlu olduğunun altı çizildi.

Raporda, BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği’nin, Ekim 2020’den bu yana Varoşa’da Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde gerçekleştirilen tek taraflı eylemlerin derhâl geri alınması çağrısını sürdürdüğü; Birleşmiş Milletler’in ise durumdan Türkiye hükûmetini sorumlu tutmaya devam ettiği belirtildi ve şu ifadelere yer verildi: “Bitki örtüsünün temizlenmesi, elektrik işleri, yol döşeme ve çit yapımı sürerken, birçok kişi hâlâ halka açılan kasaba bölümlerini ziyaret ediyor.”

“Komisyon, 1987/50 sayılı Avrupa İnsan Hakları Komisyonu kararını hatırlatarak, Varoşa’nın herhangi bir bölümüne, sakinleri dışındaki kişilerce yerleşme girişimlerinin yasa dışı olarak değerlendirildiğini belirtiyor.”

“1974’te Türkiye’nin müdahalesinden bu yana Kıbrıs’ın süregelen bölünmüşlüğünün, Kıbrıs’taki tüm insanlar için insan haklarının hayata geçirilmesinin önündeki en önemli engel olmaya devam ettiği vurgulanıyor.”

“Kıbrıs’taki insan hakları korumasındaki açıkların ve sorunların acilen ve etkili biçimde ele alınmasının, yalnızca Kıbrıs’taki tüm insanlar için insan haklarının hayata geçirilmesi açısından değil, aynı zamanda adanın bölünmüşlüğüne âdil ve kalıcı, barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik çabaları desteklemek bakımından da hayati önem taşıdığı kaydediliyor.”

KHA/MG/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı