Avrupa Cinsiyet Eşitliği Enstitüsünün (EIGE) araştırmasına göre, Avrupa Birliği (AB) üyesi 10 ülkede 13-18 yaş grubundaki kızlar, akran çevrelerindeki neredeyse herkesin bir tür çevrim içi istismara maruz kaldığını belirtti. Araştırmanın sonuçları, Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı tarafından Lefkoşa’da düzenlenen, kız çocuklarına yönelik siber şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele edilmesine odaklanan konferansta pazartesi öğleden sonra açıklandı.

Araştırma, EIGE araştırmacısı Blandine Mollard tarafından video konferans yoluyla sunuldu. Bulgular, Avrupa genelinde çok sayıda kız çocuğunun, gece boyunca kendileri hakkında internette neler söylendiğini öğrenmek için yataktan kalkmadan önce telefonunu kontrol ettiğini ortaya koydu.

Rapor, Belçika, Kıbrıs, Estonya, Almanya, İrlanda, İtalya, Polonya, Romanya, İspanya ve İsveç’te 13-18 yaş aralığındaki 133 genç kadınla yapılan odak grup görüşmelerine dayanıyor. Mollard, kız çocuklarının yaşadıklarını daha iyi anlayabilmek amacıyla yaş gruplarına göre ayrı gruplar oluşturulduğunu, ayrıca erkek çocuklarla da kızların karşı karşıya kaldığı durumlara ilişkin grup görüşmeleri yapıldığını anlattı.

Araştırmaya göre hakaret, alay ve taciz; sohbet gruplarında ve yorumlarda sıkça görülüyor. İstismar da tek bir platformla sınırlı kalmıyor; YouTube’da çocuklara uygunmuş gibi sunulan uygunsuz içeriklerden Instagram’daki doğrudan mesaj yoluyla tacize kadar, her platformun teknik özelliklerine göre biçim değiştiriyor.

Bulgular, 13-15 yaş grubundaki kızların grup sohbetlerinden dışlanma, bedenleri üzerinden aşağılanma, dedikodu ve alenî küçük düşürmeden söz ettiğini; 16-18 yaş grubundakilerin ise istismarın daha cinselleşmiş ve denetleyici bir hâl aldığını, buna zorlama, deepfake içerikler ve çevrim içi kandırma yöntemlerinin eşlik ettiğini gösterdi.

Mollard, ergenlik çağındaki kızların özellikle çevrim içi cinsel taciz, görüntü temelli istismar ve itibara yönelik saldırılar söz konusu olduğunda erkeklere kıyasla daha sık hedef alındığını söyledi. Pek çok kız çocuğu için siber şiddetin ara sıra ortaya çıkan bir tehdit değil, günlük hayatın kalıcı bir parçası hâline geldiğini belirten Mollard, zararlı mesajlara, hakaretlere, karalama kampanyalarına, söylentilere ve istenmeyen ilgiye kimi zaman her gün, kimi zaman ise saat başı maruz kalındığını aktardı.

Araştırma, bazı erkek çocukların gözünde tacizin bir gösteri biçimine dönüştüğünü, mahrem bir görüntüyü paylaşmanın, bir kızı çevrim içi ortamda hedef almanın ya da toplu saldırılara katılmanın statü kazandıran davranışlar olarak görülebildiğini ortaya koydu. Ayrıca ergenlerin çoğunun çevrim içi istismara tanıklık etmesine rağmen müdahale etmediği, bunun da hedef hâline gelme ya da çevresindeki konumunu kaybetme korkusundan kaynaklanabileceği belirtildi.

Mollard, özel görüntülerin ya da yapay zekâ ile üretilmiş içeriklerin paylaşılması, yayılması ve kötüye kullanılmasının özellikle Instagram ve Snapchat gibi platformlarda yaygın olduğunu söyledi. TikTok gibi video odaklı platformların ise çevrim içi kandırma, cinsiyetçi mizah ve cinsiyetçi yorumlar açısından elverişli bir zemin oluşturduğunu kaydetti.

Oyun platformlarında ise kadın kullanıcı ya da oyuncu olarak birkaç söz söylemenin bile anında kadın düşmanı ve cinsiyetçi sözlü saldırıları tetikleyebildiği ifade edildi. Mollard, araştırma kapsamında önleme ve eğitim, yasal ve siyasi çerçeve, destek ve koruma ile izleme ve değerlendirme başlıklarında politika önerileri hazırlandığını da söyledi.

Konferans salı günü, erkek çocuklara ve genç erkeklere yönelik eğitsel yaklaşımlar, ortaya çıkan yeni riskler ve gelecekteki tehditler, mağdurlara destek ve koruma ile AB politikaları, eşgüdüm ve iş birliği başlıklarındaki panel oturumlarıyla sona erecek.

KHA/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajansı