Akamas Yarımadası'nın kuzeybatısında, yeni tespit edilen Drouseia - Skloinikia bölgesinde Ekim 2025'te yapılan arkeolojik kazılarda boncuklar, boncuk ön formları, öğütülmüş taş ve taş aletler ile kemik ve kabuk eserler gün ışığına çıkarıldı.

Kültür Müsteşarlığına bağlı Eski Eserler Dairesinden yapılan açıklamada, buluntuların yaklaşık 8.000 yıl öncesine tarihlendiği belirtildi.

Araştırma, Kıbrıs Üniversitesi Arkeolojik Araştırma Biriminden Dr. Theodora Moutsiou'nun bilimsel sorumluluğunda ve Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr. Christian Reepmeyer ile iş birliği içinde yürütüldü.

Bu yılki kazı çalışmalarına Kıbrıs, Atina, Köln ve Roma Tre üniversitelerinden lisans ve yüksek lisans öğrencileri katıldı.

Kazı, A.G. Leventis Yurtdışı Vakfı tarafından finanse edilen "Kıbrıs'ın Erken Tarih Öncesi Döneminde Kıyıların Rolünün Araştırılması: Uzak Akama Burnu'nda Arkeolojik Kazıların ve Jeo-Uzamsal Teknolojilerin Entegrasyonu (TOPOS Projesi)" başlıklı saha araştırmasının bir parçasını oluşturuyor.

2025 çalışması, bir önceki yıl Kıbrıs Üniversitesi Tarih ve Arkeoloji Bölümü Dijital Beşerî Bilimler Jeo-Bilişim Laboratuvarı tarafından Prof. Dr. Apostolos Sarris'in gözetiminde yürütülen jeofizik araştırmanın devamı niteliğinde. Bu araştırmada, sistematik kazılarla incelenmek üzere bir dizi dikkat çekici manyetik anomali ve yeraltı özelliği haritalandırılmıştı.

Maksimum 60 santimetre derinliğe kadar kazılan beş açmada; yontulmuş taş, boncuk, kabuk ve kemik eserler de dâhil olmak üzere çeşitli buluntulara ulaşıldı.

2025 saha sezonunun ana hedefleri arasında, 2024'te başlatılan kazıları ana kayaya ulaşana kadar genişletmek, alanın stratigrafik dizilimini ve oluşum süreçlerini incelemek, arkeolojik malzemeyi sistematik olarak jeo-referanslamak, uzman analizleri için toplamak ve yeni açmalar açarak alanın kapsamını, doğasını ve kronolojik çerçevesini belirlemek yer alıyordu.

Alanda, tipolojik ve teknolojik özellikleri bakımından geçici olarak Geç Pleistosen - Erken Holosen dönemine (12.000 - 8.000 yıl önce) tarihlenen yüzlerce taş eser kayıt altına alındı. Bu tarihlendirme, yaklaşık 8.000 kal BP (radyokarbon yılı önce) tarihini veren ilk AMS 14C radyokarbon analizleriyle de destekleniyor.

2025 yılında dokuz yeni açma daha kazıldı. Bu açmalardan biri, alanın oluşum süreçlerini daha iyi anlamak amacıyla ana kayaya kadar ilerletildi ve bu doğrultuda jeomorfolojik örnekler toplandı.

Kalan sekiz açma ise, 2024 saha çalışması sırasındaki jeofizik araştırmalarda tespit edilen belirgin bir manyetik anomaliyi anlamak amacıyla yaklaşık 20 santimetre derinliğe kadar kazıldı.

Bu son grup açmanın kazısı, hammadde blokları, çekirdekler, çekiç taşları ve yongalar içeren, yerinde korunmuş bir taş işleme atölye zemini ortaya çıkardı ve Skloinikia'da gerçekleştirilen bazı faaliyetlere dair ilk ipuçlarını sağladı.

Açıklamada, bu yıl ele geçen taşınabilir buluntuları tamamlayan boncuk, boncuk ön formu, öğütülmüş taş, diğer taş aletler ile kemik ve kabuk eserlerin yanı sıra, son derece zengin bir kabuk buluntu topluluğunun, site sakinlerinin kaynak kullanım faaliyetlerinin kapsamı hakkında yeni soruları gündeme getirdiği vurgulandı.

Çalışma kapsamında ayrıca, kültürel kalıntıların ve/veya su altında kalmış tarih öncesi peyzajların korunma potansiyelini değerlendirmeyi amaçlayan kısa bir su altı araştırması da gerçekleştirildi.

Skloinikia'nın en az 8.000 yıl önce iskân edildiği dönemde deniz seviyesinin bugünkünden yaklaşık 15 metre daha düşük olduğu düşünüldüğünde, mevcut resif alanının o dönemde kara parçası olduğu ve insan kullanımına açık olduğu tahmin ediliyor.

Dalgıçlar Filip Hájek (Masaryk Üniversitesi Arkeoloji ve Müzecilik Bölümü ve Çek Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü) ve Christos Patsalides'in (Amber Eğitim ve Destek Hizmetleri Ltd.) ön saha gözlemleri, gelecekte daha sistematik su altı araştırmalarını gerektiren karmaşık bir denizcilik kültür peyzajının varlığına işaret ediyor.

Açıklamada, insanlığın denizle uzun süreli ilişkisinin ve özellikle Akamas Yarımadası'nın değişen kıyı şeridinin, Eylül 2026'da gerçekleşmesi planlanan Kıbrıs Üniversitesi'nin Drouseia-Skloinikia'daki üçüncü araştırma seferinde daha ayrıntılı inceleneceği kaydedildi.

Eski Eserler Dairesinin açıklamasında, Skloinikia kazılarının Kıbrıs'ın erken Neolitik geçmişine ışık tutan mevcut bilgi birikimine önemli veriler eklediği ve adanın artık bölgesel gelişmelerden izole, geri kalmış bir bölge olarak değil, dönemin kültürel süreçlerinde dinamik bir bileşen olarak görülmesi gerektiğini ortaya koyduğu vurgulandı.

KHA/MG/NST/2026

Kıbrıs Haber Ajans