Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, su direncini artırmayı amaçlayan projelere yönelik AB’nin yapısal fonlarını yeterince kullanamadı. Avrupa Çevre, Su Direnci ve Rekabetçi Döngüsel Ekonomi Komiseri Jessika Roswall, bu değerlendirmeyi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığı kapsamında Lefkoşa’da düzenlenen AB Çevre Bakanları Gayriresmî Konseyi toplantısının ardından gerçekleştirilen basın toplantısında yaptı.
Komiser Roswall, “Suya yatırım yapmak, ekonomik güvenliğimize yatırım yapmaktır.” diyerek, “Hiçbir şey yapmamanın maliyeti çok yüksek” ifadesini kullandı. Bu nedenle AB’nin uyum fonlarının, özellikle su direncine yönelik yatırımları kolaylaştıracak şekilde daha esnek hâle getirildiğini belirtti.
Ayrıca Avrupa Yatırım Bankası’nın su sektörüne yönelik projeleri finanse etmek için 15 milyar avroluk yeni bir fon oluşturduğunu açıkladı. Özel finansman kaynaklarının güçlendirilmesi ve su sektöründe yenilikçi çözümlerin teşvik edilmesinin de en az kamu kaynakları kadar önemli olduğunu vurguladı.
Bir gazetecinin, AB’nin üye ülkelere su kriziyle mücadele konusunda somut destek sağlayıp sağlamadığı yönündeki sorusu üzerine Komiser Roswall, AB fonlarıyla finanse edilen su projelerine daha fazla yatırım yapılmasının teşvik edildiğini; buna ek olarak Komisyon’un, üye ülkeleri su kaynaklarının yönetimine ilişkin kapsamlı mevzuatla uyumlu çalışmaya yönlendirdiğini söyledi.
Ağ kayıplarının izlenmesi ve azaltılmasına yönelik yatırımlara ilişkin bir soruya ise Komiser, bu alanın tüm üye ülkelerin yatırım yapabileceği ve yapması gereken bir alan olduğunu ifade etti. Birçok ülkede şebeke kayıplarının ciddi sorun oluşturduğunu, bazı ülkelerde ise bu oranın %50’nin üzerine çıktığını belirtti.
Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı Maria Panayiotou da basın toplantısında, Kıbrıs’ın su krizi yönetiminde AB’nin sunduğu çeşitli araçlardan faydalandığını söyledi. Örneğin, ağ kayıplarını tespit etmeye yönelik çalışmanın AB desteği olmadan yapılamayacağını; ayrıca Su Kalkınma Dairesi’nin yürüttüğü bazı altyapı projelerinin AB fonlarıyla ortaklaşa finanse edildiğini ifade etti.
Bakan Panayiotou, su kaynaklarının daha bilinçli kullanımına yönelik çağrının altını çizerek, Komiser Roswall’un da bu görüşü paylaştığını söyledi. Avrupa direnç stratejisi kapsamında su tüketiminin %10 azaltılması hedefinin, hükümet tarafından vatandaşlardan talep edilen bir konu olduğunu vurguladı.
Bununla birlikte Panayiotou, gerekli önlemlerin zamanında alınması gerektiğine dikkat çekerek, bilimsel verilerin mevcut koşulları 2006’dan bu yana işaret ettiğini belirtti. “Kriz geldi – sadece Kıbrıs’ta değil, başka ülkelerde de – ve öyle bir noktaya ulaştı ki, gerekli tüm altyapıya sahip değiliz.” diyen Bakan, kriz döneminde ihtiyaç duyulan projelerin çok daha önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Hükümetin, mevcut krizi yönetmenin yanı sıra AB uzmanlarıyla iş birliği içinde 2050 perspektifi için de hazırlık yaptığını aktardı.
Bakan, gazetecilere yaptığı açıklamada Gayriresmî Konsey toplantısının, Avrupa’nın iklim ve su direncini nasıl artırabileceği; rekabet gücü, stratejik özerklik ve vatandaşların refahının nasıl güçlendirilebileceği üzerine yoğunlaştığını belirtti. “Ortak hedefimizi Avrupa Birliği içinde somut eyleme nasıl dönüştürebiliriz, bunu değerlendirdik.” dedi ve son iklim müzakereleri ışığında AB’nin küresel sahnede daha etkili rol oynayabilmesi için yapılması gerekenlerin tartışıldığını ekledi.
Panayiotou, toplantıların iklim değişikliğine karşı dirençli bir çerçeve oluşturacak gelecekteki çalışmalar için zemin hazırladığını ve gerekli finansman mekanizmaları için temel oluşturduğunu söyledi.
Döngüsel ekonomi mevzuatının stratejik bir dönüşümün göstergesi olduğunu belirten Bakan, “Bu sadece bir çevre politikası değil; aynı zamanda rekabetçilik, güvenlik ve direnç politikasıdır.” dedi. İkincil hammaddeler için gerçek bir tek pazar oluşturmanın, ithalat bağımlılığını azaltmanın ve Avrupa’nın sanayi tabanını güçlendirmenin uzun vadeli dayanıklılık açısından kritik olduğunu vurguladı.
Kıbrıslı Bakan, daha parçalı ve öngörülemez bir jeopolitik ortamda AB’nin hedeflerini somut sonuçlara dönüştürebilmesi için üçüncü ülkelerle iş birliğinin ve koordinasyonun önemine dikkat çekti.
Basın toplantısında söz alan İklim, Sıfır Net Emisyon ve Temiz Kalkınma Avrupa Komiseri Wopke Hoekstra ise, Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı kapsamında bu alanda çalışma niyetini memnuniyetle karşıladığını kaydederek “Bu süreç önümüzdeki yıllarda da devam edecek; zaman gerekiyor ancak bu hedefe ulaşmak âcil bir gereklilik.” dedi.
Hoekstra, AB düzeyinde dayanıklılık ve iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini, kuraklık, sel ve yangın gibi krizlerin yalnızca ulusal çabalarla değil, ortak bir Avrupa planı ile yönetilebileceğini vurguladı.
KHA/NST/2026
Kıbrıs Haber Ajansı